"Koş Lola, Koş!"

Türkiye’deki yalan trafiği hız kesmeden devam ediyor.

O kadar güçlü bir yalan yayın var ki, hangisinin yalan olduğunu anlatmaya yetişemiyor insan.Atatürk hayranı (!) Hagel’den mi yoksa onun olabileceği kadar Atatürkçü olan Kerry'den mi bahsetsem, sahte İsrail özründen mi, Ekonomist’in yandaş yayınından mı, içeride dönen 2B talanından mı, eritilen sağlık sisteminden mi, ehliyetlere getirilen yeni uygulamalar ile elde edilecek rantlardan mı, yandaşa özel özelleştirmelerden mi, yandaşa özel atamalardan mı, yandaş bölüşümlerinden mi inanın karar veremiyorum.

2011 Genel Seçim Sonuçlarına göre Türkiye’deki geçersiz oy oranı %2. Yani oyunu YSK kurallarına göre hatalı kullanan seçmen sayısı, yuvarlak rakamlarla konuşursak, 43 milyon seçmende 900000 kişi. Oy kullanma hakkı olan seçmen sayısı ise 50 milyon dolaylarında.

Oysa son seçimlerde seçmenin %14’ü oy kullanma teşebbüsünde dahi bulunmamış. %10 seçim barajının olduğu bir ülkede, seçmenin %14’ü oy kullanmak bir yana, sandığa dahi yanaşmamış. Bu durumdaki bir ülkede, seçim kanunu, anayasadan daha geri durumdayken, anayasa yapmak dillere pelesenk ediliyor ancak seçim kanunundan söz eden tek parti CHP.

Medya yandaş olunca, 16 ulusal gazetenin 12si hiç kesinti yapmadan iktidara yaranmak için çalışınca, 43 milyon dolaylarında olan seçmenin içindeki kitlenin bunu net olarak görme şansı yok ancak tabi ki yaşadıkları koşulların ağırlığını hisseden insanların bunu anlamama şansı yok.

Bir ara dillere pelesenk edilen bir laf vardı hatırlarsınız, “asimetrik psikolojik harekat” diye. İşin terminolojisini bir yana koyup, basit dille ifade etmenin önemli olduğuna inanıyorum.

Türkiye’de oynanan bu oyun yani asimetrik psikolojik harekat, basit düzeyde, yaşadığımız sistemin işe yaramaz olduğuna inandırılma sürecidir. Bu süreç içinde insanlar, demokratik laik cumhuriyet sisteminin işe yaramaz olduğuna inandırılmaya çalışılıyor.

Sistemin içindeki suya sabuna dokunan kısımlarda hiçbir değişiklik yapılmadan, sözde reformlarla sistem iktidar tarafından sözde “adam” edilirken, bir yandan da “sistem bu, ne yaparsanız yapın, adam olmuyor” safsatası toplumun her kitlesine işlenmeye çalışılıyor.

Eskiden ağırlığından şikayet edilen adalet sistemine yine de insanlar güven duyardı. Artık insanlar adalete olan inançlarını yitirdiler.

Eskiden azlığından ya da özgürlüğünden şikayet edilen üniversitelere karşılık adaletine güvenilen bir öğrenci yerleştirme sistemi vardı. Şimdi üniversite bolluğuna rağmen, bilimsel bilgi ile işleyen üniversite bulmak samanlıkta iğne aramaya benziyor.

Eskiden reçete kuyrukları olan hastanelerde bir doktora belki zor muayene olunurdu ancak şu an 20 doktora muayene olsanız da hastalığınızın bulunması ve tedavi edilmesi çok daha fazla zaman alıyor. Yani sosyal hayatımızda sağlık, kuyrukta ölmekten doktordan doktora giderken ölmeye döndü.

Demek ki son 10 yılda, varolan sistem iyileştirilmek yerine daha berbat bir yapıya nasıl sokulur diye düşünen bir iktidarla karşı karşıyayız.

Modernleşmeden geri adım atmak istemeyen insan grubu, geri adıma ikna edilmeye çalışılıyor.

Ne var ki, CHP her platformda bu geri adıma karşılık, daha iyi bir Türkiye’nin mümkün olduğunu savunuyor.

Duyan duymayana duyursun, CHP 2014’te yerelden başlayarak iktidara yürüyor!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seasider: My First Photography Collection is On OpenSea

Istanbul

Hileleri ile 1 Kasım