Güneş Balçıkla Sıvanmaz

12.10.2012 Günlerden Cuma. Saat 14:30 TBMM komisyonunda, yıllar sonra tezlere konu olacak bir gensoru görüşülüyor.

Kocaeli vekili Hurşit Güneş, dönemin Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında 118 vekilin imzasıyla verdiği gensoru içeriği hakkında CHP grubu adına konuşmak için meclis kürsüsüne çıkacağı anı bekliyor.Kendinden emin bir tavırla çıkıyor. Apaydın gerçeğini ortaya çıkarttığı günden itibaren, kamuoyuyla paylaştığı bilgileri bir kez daha meclis kürsüsünden parlamenterlerle paylaşıyor.

İktidar partisi vekil ve bakanları gülümseyerek dinliyorlar tüm konuşmaları. Gerginliklerini gizlemek için yüzlerine yapıştırdıkları gülümseme gerçekleri aşağılamalarına bile yetmiyor.

 Meclis televizyonunun yayına kapalı olduğu gün ve öğleden sonraya bırakılan gensorunun bu şekilde görüşülmesinden halkın daha az haberdar olmasının istendiği sözleri ile başlıyor Güneş konuşmasına. 

Ardından acı gerçekleri sıralıyor: Kamp sorumlusu ÖSO subayının kendisini ve milletvekili arkadaşı Süleyman Çelebi’yi kıtır kıtır kesmek istemesi ancak bunun meclis başkanlığınca konu dahi edilmemesinden başlıyor. Diyor ki, “iktidardaki parti CHP olsaydı, benim vekilimi kıtır kıtır kesmek isteyen densiz kimmiş diye soruşturma açardı.”

 Sonra devam ediyor. Dünya basınında konu hakkında çıkan haberleri teker teker sıralıyor. Tarih ve muhabir isimleri ile beraber. Salondan itiraz dahi yükselemiyor, anlatılanlar ne de olsa “acı gerçek”.

 “Türkiye tarihinde ilk kez bir başka devletin iç işlerine silahlı birlikleri kendi ülkesinde yetiştirerek müdahil oluyor. Dahası, bu birlikleri yetiştirmek için dönüp TBMM’ye sormuyor bile. TBMM yetkisini bile, isteye çiğniyor. Bu Anayasa’nın 92. Maddesine göre suçtur ve ceza kanunu da bunun gereğini Yüce Divan olarak açıklamaktadır,” diyor.

 Arada CHP’yi Baasçılıkla suçlayana Baasçılık nediri ve laiklik ilkesini anlatıyor. Profesör olmanın verdiği sakinlikle ve öğretmenin güveniyle: “ Baasçılık, arap milliyetçiliğidir. Bu düşüncenin egemen olduğu ülkede, kararı tek kişi alır, basın susturulur; susmazsa hapse atılır. Muhalif vekiller hapislerde çürütülür. Bu düşüncenin egemen olduğu Suriye ile Silivri arasında hiçbir fark yoktur. Faruk el Şara’yı mezhebi farklı diye yönetime öneren Davutoğlu, Baasçıdır.”

 Bizim derdimiz, halktan saklanan gerçekleri, halkın meclisinden saklanan gerçekleri halka göstermektir ve gereğinin yapılmasını sağlamaktır olarak özetleyeceğimiz konuşması, MHP’nin gensoruya destek vermemesi ile reddedilmiş olsa bile, MHP vekili Apaydın gezisinde ÖSO komutanını komisyonun gezisi sırasında kampta gördüğünü gensoru görüşmelerinden önceki günlerde, komisyon raporu hazırlanırken dillendiriyor. Raporda ise esamesi bulunmuyor.

 Düzmece raporlar, siyasi ittifaklar ve sansürlenmiş haberlerle bugünü de kotardılar ancak unutulan bir gerçek var: “Güneş, balçıkla sıvanmaz.”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seasider: My First Photography Collection is On OpenSea

Istanbul

Hileleri ile 1 Kasım