Kapak

 Son günlerde Gramsci okumayı daha çok seviyorum.Okudukça “yamalı bohça”nın ne demek olduğunu daha iyi anlıyorum…

 Benim Gramsci hayranlığım eskidir. Sokrates, Platon, Aristoteles, Hegel, Marx, Weber v daha nice siyasi düşünür okudum ama Gramsci kadar 1900 sonrası toplumu net anlayıp, analiz edebilen başka bir düşünür olduğunu düşünmüyorum.

 Türkiye siyasi tarihine Gramscian bakış açısıyla yaklaştığınızda, ilk göz çarpan unsur yamalı bohça dediğimiz zihin yapısının oluşturulmasına sağladığı katkı oluyor.

 Şimdi entel dantel muhabbetle demek istediklerimi kılıflamak yerine basit bir anlatıyla size biraz Gramsci anlatmak istiyorum. Kimdir nedir kısmına zaten bilgisayarlarınızdan ulaşabilirsiniz ancak ne demiştiri izninizle biraz tercüme etmek isterim.

 Gramsci der ki, geçmişin artı değerini, bugün ile yoğurup, geleceğe aktaramazsanız o zaman yamalı bohçadan ibaret zihinler oluşturursunuz. Aydının görevi, geçmişteki olumlu değerleri bugünün koşulları ile harmanlayarak, geleceğe nakletmektir. Bunun en güzel örneğini Cumhuriyet Dönemi’nde görüyorsunuz. Aydınlar, Osmanlı’dan alınan kültürel mirası geliştirirken, milli değerlerin önünü kapatan Arap ve Farsi öğeleri devre dışı bırakarak, Anadolu örüntülü unsurları ön plana çıkarmışlardır. Bu ayıklanma süreci içinde oluşturulan okuma-yazma seferberliği, bilimsel yanı önde tutan Anadolu insanının soylu egemenliğindeki karanlık çağını sona erdirmiştir.

 O dönem yetiştirilen gençler, milli bilince sahip, ilerici ve dürüst bir karaktere sahipken, çok partili hayata geçişle beraber yükselen popülist kültür, kaypak insanın toplum içinde yeşermesine neden olmuştur. Darbeler kaypak insanın, zengin insana dönüşmesine çanak tuterken, toplumun dönüştürücüsü olan aydınları da budanıştır.

 Her darbe ile okumuş çocukların (mimar, mühendis, doktor) katledilmesi ve siyasi plandaki popülizm tırmanışının 60 sonrasındaki her dönemde alkışlanması, yetişmiş insan gücünün sürgününe sebep olmuştur. Sonuç olarak, halkın yetişmiş iş gücünü ve aydınlarının eksikliği, Cumhuriyet dönemindeki aydın kadroların başardığı işin, yani eğitimli, çağdaş Türkiye hayalinin mevcut toplumun çok ötesinde kalmasına yol açmış ve her devletin ulusal hedefleri arasında olan gelişmiş toplum hayalinin masala dönüşmesine sebebiyet vermiştir. Zengin ve fakir arasındaki uçurum artarken, kültürlü olmak önemsizleşmiş ve Osmanlı’nın son döneminde halka reva görülen cehalet egemen kültür olarak yaşatılmaya başlanmıştır.

 Bugün, darbe mağduru edebiyatı yapanlar, bu nedenle haksızdır. Çünkü tam da istedikleri halk kitlelerini oluşturan ve onları iktidar yapan zihniyet, bu darbelerle korunan zihniyettir ve bu zihniyetin sosyal demokrat, halkçı zihinle hiçbir bağlantısı yoktur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seasider: My First Photography Collection is On OpenSea

Istanbul

Hileleri ile 1 Kasım