İnce Kırmızı Hat

Hüseyin Aygün meselesi pek çok yerde sadece CHP içinde oluşan bir çatlak gibi lanse ediliyor. Oysa asıl meseleden anlayanların hiç biri asıl meseleyi tartışmıyor.

Mesele, Türk vekil ya da Kürt Vekil meselesi değildir. Buradaki mesele bir vekilin kaçırılması meselesidir. Buradaki melse teröristin vekili istediği an alabilmesi meselesidir.

Bunun Türk ya da Kürt olmakla bir alakası olsa, ya da ben bunu alakalı görsem, o zaman okurlarımdan önce Türk olduğuma vurgu yaparım ancak bizim meselemiz hiçbir zaman Türk ya da Kürt olmak olmamıştır. 

Buradaki mesele, terör örgütünün meclise doğru yol alması meselesidir. Her devletin ince kırmızı hatları bulunur. Bu hat, ulusal çıkar ve güvenlik ekseni özelinde belirlenir.

Vekiliniz terör örgütü tarafından kaçırılabildiğinde, meclisiniz de tehdit edilmiş demektir. Meclis egemenliğinizin nicel simgesidir. Egemenliğinizin nitel ve nicel sahibi ise milletinizdir. Dolayısıyla terör bu olayla, milletinizi net bir şekilde tehdit ettiyse, ki etmiştir, terör, devlet olarak korumakla mükellef olduğunuz ince kırmızı hattınızı geçme teşebbüsünde bulunmuş olur. Bu teşebbüs, milli egemenliğinize karşı yapılan ve halkınızı baz alan bir girişimdir.

Böyle durumlarda geçilebildiği gösterilen ince kırmızı hatlar, Avrupa ya da Amerika müttefikliğinizin çok daha ötesinde olan milli çıkarınızı korur. Bu hattın ihlali aynı zamanda, milli çıkarınızın ihlal edilmesi anlamına gelir. 

Milli egemenliğiniz, milli iradeniz, ulusal güvenliğiniz ve ulusal çıkarınız tehdit edildiğinde, bu tehdit ve bundan doğacak olaylara karşı devletinizin ince kırmızı hat ihlalini görmezden gelme hakkı yoktur. Çünkü hiçbir devlet, ince kırmızı hatlarının geçilmesine müttefiklerine rağmen müsaade etmez. Bu devlet olmanın gereğidir.

Siz, müttefiklerinizle kafa kafaya vererek, savaşa girmenize engel olanları köşeye sıkıştırma politikası izleme peşine düşerseniz, bunun bedelini milli iradenizin başka ülkeler tarafından gasp edilmesi ile ödersiniz. Çünkü tehdit edilen alenen halka gösterilmese bile, sizin ulusal varlığınızdır. Bu da devletinizin temelidir.

 Mesele Türk ya da Kürt olmak meselesi değildir. Mesele sadece ve sadece gelişmiş ülkelerin elinde piyon olmak ya da yeri geldiğinde Ecevit’in yaptığı gibi o şahların yanında yeri geldiğinde şah olarak durmak meselesidir ancak unutulmaması gereken şudur: Şah hiçbir zaman, piyonlarını bu kadar kolay harcamaz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seasider: My First Photography Collection is On OpenSea

Istanbul

Hileleri ile 1 Kasım