Doğru Yol Süzgeci: Yağmur
Yağmur ne zaman zevklidir?
Üşümeden ve ıslanmadan durabildiğiniz her yerde yağmur her zaman güzeldir. Hele yürüyorsanız, ve su geçirmez kıyafetlerin içindeyseniz, tam bir zevktir.
Felakete dönüşmediği sürece, yağmur camda oluşan buğularla oyun oynamak demektir ve eğlenceli bir yanı mutlaka vardır.
Geçenlerde kışın ağır şartlarda okula giderken zorlanan çocuklarla ilgili bir haber izledim bir kanalda. Kampanyalar falan filan tertip edildi. Ertesi gün, çocukların ayağında su geçirme yeteneğinden bahsedilmeyen bir çift bot vardı. Kamu vicdanı rahatladı. Unutuldu.
Düşünüyorum: Bu ülkede bir saatte 1000 TL hesap ödeyerek, kafelerde, restoranlarda buluşan insanlar yaşıyor. Onlar da birilerinin çocukları. Düşünün 3-4 bardak içeceğe bu miktarlarda fiyatlar 40 -45 dakikalık süre için ödeniyor. Ülkenin başka köşelerindeyse, çocuklar okula gidecek ayakkabı, onu geçtim yol bulamıyor.
Sosyal adalet ve sosyal demokrasi tercih işidir demişti bir büyüğümüz. Peki bu tercihi toplumda kim yapar?
Demokrasilerde, bu tercihi birey yapar. Bireyle beraber halk yapar. Halk için gerekli olan bu sistemi ise meclis eliyle devlet kurar ve iktidar yapılmayan her işten müteselsilen sorumludur.
Reklam kokulu vicdan rahatlatma gösterileri sunan kampanyalar yapmak, bu kampanyaları haber yaptırmak değildir yani mesele.
Mesele, devleti bu yönde geliştirecek kişileri başa getirmek ve ardından onlara ananızı alıp gitmeden hesap sorabilmektir.
Ne var ki, bizde bu işin hep getirme kısmı gerçekleşir çünkü en iyi halk çalışır.
Ardından yaşanansa götürmedir çünkü getirilen halka karşı korunur, kendi pazarlıklarına esir olur. Yani, halka efendilik taslar ama pazarlık yaptıklarının kuklası olur.
Neticede, gelen götürür ve halkın beklentisi hiçbir zaman sisteme yansıtılmaz.
Bahane her zaman bulunur ve şu gerçek bir klişedir: “Vergi alırsak, işçi çıkaracaklar.”
Bırakın bir kere o çalışanları çıkarsınlar.
Çıkarsınlar da halk bunca zamandır elinden nelerin çalındığını görsün. Ama, buna hiçbir zaman müsaade edilmez.
Yatırımlar için gerekli ortamı oluşturmayanlar, yatırılmışlar üzerinden nemalanmaya alışmışlardır çünkü. Yani, bu ülkenin evlatlarının çocukları ailelerinin parası yoksa, su geçirmeyen bot giymekten mahrum bırakılırlar ancak o anne – baba anlattığımız gibi çok zengin birileriyse, o zaman onların çocuklarının gecede milyarları eften püften işlere harcama hakları vardır.
O para yoksa, ihtiyaç sahibi çocuklara alınan botlar, matah bir şey yapılmış gibi haberlere konu edilir. Şatafat içinde yaşayan o çocuklar ise şehir efsanesi gibi dillerde gezer, üstelik o çocukların çoğu, uzak korumalar olmadan tuvalete bile gitmez.
Sağ ve sol partiye oy vermek bu hayatlardan hangisini tercih ettiğinizi gösterir. Sağ parti olarak iktidara oy veren her sıradan vatandaş, çocuğuna “eziyet içinde yaşamalısın”; sol parti olarak ana muhalefete oy veren her sıradan vatandaş ise, çocuğuna “bu devletin her çocuğu gibi sen de iyi yaşamalısın” demiş olur.
Garip olan, o anne babaların büyük çoğunun, “benim çocuğum sizinkilerden üstün” diyene oy vermesidir. Öyle demiyor olsa, 2. Gemicik de olmaz, testis kanseri raporu ile askerlikten yırtanların çocukları da.
Bu sebeple, doğru yol sadece CHP’dir.
Üşümeden ve ıslanmadan durabildiğiniz her yerde yağmur her zaman güzeldir. Hele yürüyorsanız, ve su geçirmez kıyafetlerin içindeyseniz, tam bir zevktir.
Felakete dönüşmediği sürece, yağmur camda oluşan buğularla oyun oynamak demektir ve eğlenceli bir yanı mutlaka vardır.
Geçenlerde kışın ağır şartlarda okula giderken zorlanan çocuklarla ilgili bir haber izledim bir kanalda. Kampanyalar falan filan tertip edildi. Ertesi gün, çocukların ayağında su geçirme yeteneğinden bahsedilmeyen bir çift bot vardı. Kamu vicdanı rahatladı. Unutuldu.
Düşünüyorum: Bu ülkede bir saatte 1000 TL hesap ödeyerek, kafelerde, restoranlarda buluşan insanlar yaşıyor. Onlar da birilerinin çocukları. Düşünün 3-4 bardak içeceğe bu miktarlarda fiyatlar 40 -45 dakikalık süre için ödeniyor. Ülkenin başka köşelerindeyse, çocuklar okula gidecek ayakkabı, onu geçtim yol bulamıyor.
Sosyal adalet ve sosyal demokrasi tercih işidir demişti bir büyüğümüz. Peki bu tercihi toplumda kim yapar?
Demokrasilerde, bu tercihi birey yapar. Bireyle beraber halk yapar. Halk için gerekli olan bu sistemi ise meclis eliyle devlet kurar ve iktidar yapılmayan her işten müteselsilen sorumludur.
Reklam kokulu vicdan rahatlatma gösterileri sunan kampanyalar yapmak, bu kampanyaları haber yaptırmak değildir yani mesele.
Mesele, devleti bu yönde geliştirecek kişileri başa getirmek ve ardından onlara ananızı alıp gitmeden hesap sorabilmektir.
Ne var ki, bizde bu işin hep getirme kısmı gerçekleşir çünkü en iyi halk çalışır.
Ardından yaşanansa götürmedir çünkü getirilen halka karşı korunur, kendi pazarlıklarına esir olur. Yani, halka efendilik taslar ama pazarlık yaptıklarının kuklası olur.
Neticede, gelen götürür ve halkın beklentisi hiçbir zaman sisteme yansıtılmaz.
Bahane her zaman bulunur ve şu gerçek bir klişedir: “Vergi alırsak, işçi çıkaracaklar.”
Bırakın bir kere o çalışanları çıkarsınlar.
Çıkarsınlar da halk bunca zamandır elinden nelerin çalındığını görsün. Ama, buna hiçbir zaman müsaade edilmez.
Yatırımlar için gerekli ortamı oluşturmayanlar, yatırılmışlar üzerinden nemalanmaya alışmışlardır çünkü. Yani, bu ülkenin evlatlarının çocukları ailelerinin parası yoksa, su geçirmeyen bot giymekten mahrum bırakılırlar ancak o anne – baba anlattığımız gibi çok zengin birileriyse, o zaman onların çocuklarının gecede milyarları eften püften işlere harcama hakları vardır.
O para yoksa, ihtiyaç sahibi çocuklara alınan botlar, matah bir şey yapılmış gibi haberlere konu edilir. Şatafat içinde yaşayan o çocuklar ise şehir efsanesi gibi dillerde gezer, üstelik o çocukların çoğu, uzak korumalar olmadan tuvalete bile gitmez.
Sağ ve sol partiye oy vermek bu hayatlardan hangisini tercih ettiğinizi gösterir. Sağ parti olarak iktidara oy veren her sıradan vatandaş, çocuğuna “eziyet içinde yaşamalısın”; sol parti olarak ana muhalefete oy veren her sıradan vatandaş ise, çocuğuna “bu devletin her çocuğu gibi sen de iyi yaşamalısın” demiş olur.
Garip olan, o anne babaların büyük çoğunun, “benim çocuğum sizinkilerden üstün” diyene oy vermesidir. Öyle demiyor olsa, 2. Gemicik de olmaz, testis kanseri raporu ile askerlikten yırtanların çocukları da.
Bu sebeple, doğru yol sadece CHP’dir.
Yorumlar
Yorum Gönder
Call me. ;)