Ah Şu Süper Kahraman!
Süper Kahramanlarla aranız nasıl?
Ben çocukluğumdan beri çizgi-romanlara bayılırım.
Belki bizim çocukluğumuzda, televizyonun çocukları eğlendirecek bir araç olmaması ya da yeterince yaygın olmaması vs. buna sebepti. Zira, hatırlarım, TV izlemek ritüel gibi bir şeydi. O küçük aklımla bana büyüklerin oyun saati başlamış gibi gelirdi hep. :))
Çocuklar için hiç bir eğlencesi olmayan büyüklerin toplanıp, çıt çıkarmadan izlediği kocaman bir oyuncaktı televizyon. Daha ağız dolusu ile televizyon olarak anıldığı günlerdeydi, henüz kimsenin "TiVi" satın almadığı zamanlardı yani.
Ne seçelim de ne oynasın derdi, reytinglerde kaçıncı sırada geleceğiz kaygısı oyuncuları, yapımcıları, yönetmenleri, editörleri henüz sarmamıştı. Zira özel kanal Türkiye için henüz icad edilmemişti. İstiklal Marşı ile kapanış yapılırken, insanların evlerde ayağa kalktıkları bir zamandı işte, Necefli Maşrapa nasıl izlenmesin o tek kanalda karıncaların egemenliği başlamadan evvel? (Sahi, Necefli Maşrapa hala Topkapı'da mı? Onu da çalmış olmasınlar? Biri bakıversin!;) :))
Ne diyordum, o vakitler tanışmıştım çizgi romanlarla. Büyüklerin çıt çıkarmadan oturmamızı istemelerinden belki, belki o zamanlar ortaokula giden amcamın ve daha büyükçe olanların çizgi roman tutkusundan, belki annemle babamın televizyon olmayan evimizde; Orhan Pamuk'un romanlarındaki "Rüya ve ben" tasvirlerine benzeyen roman okuma sahnelerinden etkilenmiştim sanırım. Çizgi romanların resimlerine bakarken okuyor gibi davranmayı severdim. "Ugh!", "Dıkşıyn" o zaman öğrendiğim ilk kelimelerdi... "Anne! Burada ne yazıyor?" :))) lar, bir zaman sonra, resme sonra okumaya dönüşmüştü.
İşte o günlerden beri bütün Süper Kahramanları severim. Onlar gibi olmak isterim. Süpermen, Flash, Zagor, TomMiks, Thor, Red Kit hepsi çocukluk arkadaşım gibidir.
Son on yılda yayınlanan çizgi romanlardan uyarlanan yabancı yapımlara ise çoğunlukla bayılıyorum. Onlardan biri olan Thor'un son saniyelerindeki cümlelerine de bu gece bir kere daha takılı kaldım:
Sahne: Gökkuşağı köprüsü açılmadan az evvel, Thor, Esas Kız'a sarılır:
"Şimdi gidiyorum ama sana söz veriyorum, buraya sadece senin için yine döneceğim."
Bir kahramanım olsa, bu gece ona ben de sadece şunu söyleyebilirdim sanırım:
"Şimdi gidiyorsun ama bana söz ver, buraya sadece benim için geri dön!"
Ahh şu Süper Kahramanlar! İnsanı zorla Lois Lane yapar!
;) :))
İyi Pazarlar!
(Esas Kızlardan hepsini seveceğimi düşünmüyordunuz sanırım. ;)
Ben çocukluğumdan beri çizgi-romanlara bayılırım.
Belki bizim çocukluğumuzda, televizyonun çocukları eğlendirecek bir araç olmaması ya da yeterince yaygın olmaması vs. buna sebepti. Zira, hatırlarım, TV izlemek ritüel gibi bir şeydi. O küçük aklımla bana büyüklerin oyun saati başlamış gibi gelirdi hep. :))
Çocuklar için hiç bir eğlencesi olmayan büyüklerin toplanıp, çıt çıkarmadan izlediği kocaman bir oyuncaktı televizyon. Daha ağız dolusu ile televizyon olarak anıldığı günlerdeydi, henüz kimsenin "TiVi" satın almadığı zamanlardı yani.
Ne seçelim de ne oynasın derdi, reytinglerde kaçıncı sırada geleceğiz kaygısı oyuncuları, yapımcıları, yönetmenleri, editörleri henüz sarmamıştı. Zira özel kanal Türkiye için henüz icad edilmemişti. İstiklal Marşı ile kapanış yapılırken, insanların evlerde ayağa kalktıkları bir zamandı işte, Necefli Maşrapa nasıl izlenmesin o tek kanalda karıncaların egemenliği başlamadan evvel? (Sahi, Necefli Maşrapa hala Topkapı'da mı? Onu da çalmış olmasınlar? Biri bakıversin!;) :))
Ne diyordum, o vakitler tanışmıştım çizgi romanlarla. Büyüklerin çıt çıkarmadan oturmamızı istemelerinden belki, belki o zamanlar ortaokula giden amcamın ve daha büyükçe olanların çizgi roman tutkusundan, belki annemle babamın televizyon olmayan evimizde; Orhan Pamuk'un romanlarındaki "Rüya ve ben" tasvirlerine benzeyen roman okuma sahnelerinden etkilenmiştim sanırım. Çizgi romanların resimlerine bakarken okuyor gibi davranmayı severdim. "Ugh!", "Dıkşıyn" o zaman öğrendiğim ilk kelimelerdi... "Anne! Burada ne yazıyor?" :))) lar, bir zaman sonra, resme sonra okumaya dönüşmüştü.
İşte o günlerden beri bütün Süper Kahramanları severim. Onlar gibi olmak isterim. Süpermen, Flash, Zagor, TomMiks, Thor, Red Kit hepsi çocukluk arkadaşım gibidir.
Son on yılda yayınlanan çizgi romanlardan uyarlanan yabancı yapımlara ise çoğunlukla bayılıyorum. Onlardan biri olan Thor'un son saniyelerindeki cümlelerine de bu gece bir kere daha takılı kaldım:
Sahne: Gökkuşağı köprüsü açılmadan az evvel, Thor, Esas Kız'a sarılır:
"Şimdi gidiyorum ama sana söz veriyorum, buraya sadece senin için yine döneceğim."
Bir kahramanım olsa, bu gece ona ben de sadece şunu söyleyebilirdim sanırım:
"Şimdi gidiyorsun ama bana söz ver, buraya sadece benim için geri dön!"
Ahh şu Süper Kahramanlar! İnsanı zorla Lois Lane yapar!
;) :))
İyi Pazarlar!
(Esas Kızlardan hepsini seveceğimi düşünmüyordunuz sanırım. ;)
Yorumlar
Yorum Gönder
Call me. ;)