Eski

Eskidendi.

O zaman, ağaçlar, ormanlar, sınırsız çayırlar ve dereler vardı sahnede.

Çılgın gibi koştuğum tarlalar, buğday başakları vardı boyumca. Gelincikleri görünce, şarkı söylemek gibi bir huyum vardı sessiz sessiz.

Uç uç böcekleri şans getirirdi, mutsuz olsam armut ağacım vardı, mutlu olmaya yeterdi.

Çocukken huy edinmiştim herhalde, ne zaman canım sıkılsa, armut ağacının tepesinde alırdım soluğu. Tepedeki çatal biçimli koltuğu benim için hazırlamıştı işte armut. Ne güzel görünürdü her yer armutun tepesinden. Rüzgar dallara şarkı söyletirken, günün devrilen ışığında, ağaçta uyumak ne keyifliydi.

Sevdiğim ağaçlar gibi, sevdiğim insanlar da bir bir geçiyor yeryüzünden. Geriye sadece özlemle anılan hayaller kalıyor.

Arada bir hatırladıkça o günleri, sadece çok özlüyorum.

Beylik laflara gerek yok; yaşlanıyorum, yaslanıyorum.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seasider: My First Photography Collection is On OpenSea

Istanbul

Hileleri ile 1 Kasım