Zeytin
Zeytin şükürdür benim için.
Zeus heykelinin başındayken ölümsüzlüktür.
Zeugma'daki Mars heykelinin elinde, savaşmadan önceki barış teklifidir.
Hipokrat'ta şifalı bir merhemdir zeytin.
Akdeniz'de bir kültürdür.
Mutfağında zeytinyağı olan evler, kardeş ülke gibidir.
Zeytin berekettir, mutluluktur, sağlıktır.
Afrodit'in güzellik sırrıdır.
Kur'an-ı Kerim'de insaoğluna verilmiş cennet nimetidir.
Roma Dönemi'nde zeytin kesmenin cezası ölümdür.
Tüm bu özelliklerinden dolayı belki, nazlıdır Zeytin. Kolay yetişmez. Benim gibi sızma severler bilirler ki, ağacı eski olan hasatın sızma yağı ilaç sayılır.
Anadolu'da bundan mütevellit, zeytin bahçesi, en değerli miras sayılır.
Kaliteli bir zeytini, bir zeytin ağacının yetiştirmesi için en az 50 yıl gerekir. "Ektim, 3.5 yıl sonra hasat aldım, çok da güzel yağ" kafası ile zeytin yetişmez. Bunu diyene, zeytini bilen sadece güler.
Kışın en soğuk olduğu zamana denk gelir çoğunlukla hasatı, toplayan genç kızların sabah ayazında çektiği soğuğun tarifi vardır belki lakin, çilesini çekmeyen bilmez.
Hasat vaktinden evvel çıkacak her ayaz, Zeytinle uğraşanı kahreder. Azgın kış zeytine çökmeden, zeytini korumaya almaksa bir başka eziyettir ve bu eziyet hiç bir zaman dillendirilmez çünkü yaşayan bir zeytinlik, altın gibidir.
Ondan gelen kazanç ile çocuklar okur, kızlar, oğlanlar everilir, torunların sünnetleri yapılır. Misafiri dolu dolu ağırlamaya hep zeytin yetişir.
Zeytini olan haline şükreder. Yanına kırdı mı bir baş soğan, demledi mi çayını, en ala misafirin karnını doyurur. Ev sahibinin yüzünü ağartır.
Anadolu'nun zeytini ise, Yüzüklerin Efendisi'ndeki Entlerin Bilge Zeytinleri gibidir. 1000 yıldan fazladır bu toprakta yaşayan ve yaşanan her şeye şahitlik ederler. Bilmeyen aaraştırsın. 2000 yıla yakın yaşayanları vardır. Yani zeytin, bir meyve değildir sadece, var oluşudur Anadolu'nun.
Nereden mi biliyorum? Bir vakitler sarayın zeytinini ve yağını yetiştirirmiş Gebze.
Sonra ne mi olmuş? Kalkınma, fabrika demişler ve çok bilmiş paragözler, insanların para hevesini fırsat olarak kullanıp, teker teker zeytinlikleri almışlar. Bugün çevre kirliliği, çarpık kentleşme, minimum kent bilinci ile talan edilen ve dışarıdan geldiğinizde hiç de sevimli bulmayacağınız benim ata yurdum olan Gebze'de, şimdi zeytin ağacı görürseniz, "bunun ne iş var ki burada?" diye düşünürsünüz.
Zira, artık şifalı zeytinyağı ile bilinen Gebze'den eser yoktur. Sahilde balıkçı teknelerinin oyalandığı, kadın ve erkeklerin rahatça gezebildiği, sinema salonları dolup taşan 70ler Gebze'si de, Özal'ın mükemmel özelleştirme politikaları ve ardıllarının daha çok para tutkuları ile kimliksizleştirilmiş olarak, Türkiye'nin 64 ilinden fazla gelire sahip, Kocaeli ve İstanbul'u besleyen ve hep ikinci sınıf muamele gören, geceleri plastik kokusundan balkonunuzda oturamadığınız, tüm mahallelerinin etrafı sanayi ile çevrilmiş, geçim derdine düşmüş insanların asık suratla koşturduğu şehre dönüşmüştür.
Şimdi sen, o sonradan görme, bilinçsiz, dünyadan ve yaşam koşullarından bihaber, paracık paracık diye çınlayan sesinle, ekürilerinle beraber 6000 bereket kaynağını katlettin ya, rahat olacağını sanma. 6000 kişinin rızkını bir gecede hiç ettiğin için, o zeytin ağaçları sana bu dünyadaki dostları zakkumlarla görülmemiş bir ağu eyleyecekler cehennemde. Hem bu dünyada, hem diğer tarafta "ya sabır" diyecek iman edenler ancak sen er ya da geç, hem bu dünyada, hem öte dünyada yandaşlarınla beraber bunun cezasını çekeceksin.
Yıllar sonra bir Yırcalı çocuk benim gibi yetişip, 6000 ağacın katlini anlatırken, Özal'ı benim rahmetle anmamam gibi, seni de rahmetle ve minnetle anmayacak.
Tarih bu ayıbınızı yeni nesillere, insanlara olan nefretleri o kadar yüksekti ki, insanlardan alamadıkları öfkeyi, insanlardan eski olan zeytin ağaçlarından almaya kalktılar diyecek. Lakin, ben inanıyorum ki, gençler, o yürütmeyi durdurma kararı ile zeytin fidelerini alıp, kesilen her zeytine karşılık bir zeytin dikecekler ve bir barbarın katlinden kurtulamayan zeytin ağaçları için diye yazacaklar o ağaçların etiketlerine...
Zeus heykelinin başındayken ölümsüzlüktür.
Zeugma'daki Mars heykelinin elinde, savaşmadan önceki barış teklifidir.
Hipokrat'ta şifalı bir merhemdir zeytin.
Akdeniz'de bir kültürdür.
Mutfağında zeytinyağı olan evler, kardeş ülke gibidir.
Zeytin berekettir, mutluluktur, sağlıktır.
Afrodit'in güzellik sırrıdır.
Kur'an-ı Kerim'de insaoğluna verilmiş cennet nimetidir.
Roma Dönemi'nde zeytin kesmenin cezası ölümdür.
Tüm bu özelliklerinden dolayı belki, nazlıdır Zeytin. Kolay yetişmez. Benim gibi sızma severler bilirler ki, ağacı eski olan hasatın sızma yağı ilaç sayılır.
Anadolu'da bundan mütevellit, zeytin bahçesi, en değerli miras sayılır.
Kaliteli bir zeytini, bir zeytin ağacının yetiştirmesi için en az 50 yıl gerekir. "Ektim, 3.5 yıl sonra hasat aldım, çok da güzel yağ" kafası ile zeytin yetişmez. Bunu diyene, zeytini bilen sadece güler.
Kışın en soğuk olduğu zamana denk gelir çoğunlukla hasatı, toplayan genç kızların sabah ayazında çektiği soğuğun tarifi vardır belki lakin, çilesini çekmeyen bilmez.
Hasat vaktinden evvel çıkacak her ayaz, Zeytinle uğraşanı kahreder. Azgın kış zeytine çökmeden, zeytini korumaya almaksa bir başka eziyettir ve bu eziyet hiç bir zaman dillendirilmez çünkü yaşayan bir zeytinlik, altın gibidir.
Ondan gelen kazanç ile çocuklar okur, kızlar, oğlanlar everilir, torunların sünnetleri yapılır. Misafiri dolu dolu ağırlamaya hep zeytin yetişir.
Zeytini olan haline şükreder. Yanına kırdı mı bir baş soğan, demledi mi çayını, en ala misafirin karnını doyurur. Ev sahibinin yüzünü ağartır.
Anadolu'nun zeytini ise, Yüzüklerin Efendisi'ndeki Entlerin Bilge Zeytinleri gibidir. 1000 yıldan fazladır bu toprakta yaşayan ve yaşanan her şeye şahitlik ederler. Bilmeyen aaraştırsın. 2000 yıla yakın yaşayanları vardır. Yani zeytin, bir meyve değildir sadece, var oluşudur Anadolu'nun.
Nereden mi biliyorum? Bir vakitler sarayın zeytinini ve yağını yetiştirirmiş Gebze.
Sonra ne mi olmuş? Kalkınma, fabrika demişler ve çok bilmiş paragözler, insanların para hevesini fırsat olarak kullanıp, teker teker zeytinlikleri almışlar. Bugün çevre kirliliği, çarpık kentleşme, minimum kent bilinci ile talan edilen ve dışarıdan geldiğinizde hiç de sevimli bulmayacağınız benim ata yurdum olan Gebze'de, şimdi zeytin ağacı görürseniz, "bunun ne iş var ki burada?" diye düşünürsünüz.
Zira, artık şifalı zeytinyağı ile bilinen Gebze'den eser yoktur. Sahilde balıkçı teknelerinin oyalandığı, kadın ve erkeklerin rahatça gezebildiği, sinema salonları dolup taşan 70ler Gebze'si de, Özal'ın mükemmel özelleştirme politikaları ve ardıllarının daha çok para tutkuları ile kimliksizleştirilmiş olarak, Türkiye'nin 64 ilinden fazla gelire sahip, Kocaeli ve İstanbul'u besleyen ve hep ikinci sınıf muamele gören, geceleri plastik kokusundan balkonunuzda oturamadığınız, tüm mahallelerinin etrafı sanayi ile çevrilmiş, geçim derdine düşmüş insanların asık suratla koşturduğu şehre dönüşmüştür.
Şimdi sen, o sonradan görme, bilinçsiz, dünyadan ve yaşam koşullarından bihaber, paracık paracık diye çınlayan sesinle, ekürilerinle beraber 6000 bereket kaynağını katlettin ya, rahat olacağını sanma. 6000 kişinin rızkını bir gecede hiç ettiğin için, o zeytin ağaçları sana bu dünyadaki dostları zakkumlarla görülmemiş bir ağu eyleyecekler cehennemde. Hem bu dünyada, hem diğer tarafta "ya sabır" diyecek iman edenler ancak sen er ya da geç, hem bu dünyada, hem öte dünyada yandaşlarınla beraber bunun cezasını çekeceksin.
Yıllar sonra bir Yırcalı çocuk benim gibi yetişip, 6000 ağacın katlini anlatırken, Özal'ı benim rahmetle anmamam gibi, seni de rahmetle ve minnetle anmayacak.
Tarih bu ayıbınızı yeni nesillere, insanlara olan nefretleri o kadar yüksekti ki, insanlardan alamadıkları öfkeyi, insanlardan eski olan zeytin ağaçlarından almaya kalktılar diyecek. Lakin, ben inanıyorum ki, gençler, o yürütmeyi durdurma kararı ile zeytin fidelerini alıp, kesilen her zeytine karşılık bir zeytin dikecekler ve bir barbarın katlinden kurtulamayan zeytin ağaçları için diye yazacaklar o ağaçların etiketlerine...
Yorumlar
Yorum Gönder
Call me. ;)