Van, Gogh ve Tacizci
Van Gogh tablolarını canlı renklerle boyadığı için alabildiğine umut dolan tiplerden olabilmeniz için basit resim kurallarını bilmiyor olmanız gerekir.
Sen Nehri Kenarında Gece'yi hiç bilmiyor olmanız gerek ya da Yıldızlı Gece'deki renkleri kırmızı, turuncu, sarı sanmanız gerek mesela...
Şimdi çıkaramadım adını ama bir Paris kafesi önünden çizilmiş sokak ve gece betimlemeli tablosundaki turuncu bile yenilir gökyüzünün mavisine ama bunu da bilmemelisiniz ki Van Gogh'un hiçliğinde umut görebilesiniz.
Buraya kadar anlamayanlar için yazalım; resimde mavi, mor, yeşil soğuk renklerdir. Kırmızı, sarı, turuncu (çiyanları, macentaları karıştırma evladım) sıcak renklerdir ve tonların kullanımı ressamın ruh hali, eserin mesajı hakkında da bilgi verir.
Van Gogh'da öyle derin bir hüzün vardır ki, mavi renklerden birine adı verilmiştir mesela. O tonu yakalayan ressam olduğu için.
Adamın en umutlu sanılan tablosunda bile Van Gogh mavisi çarpar göze fırça darbelerinde. Şimdi sen resimden anlamıyorsun diye Van Gogh'un acısı mı bitti?
Bitmez.
Düşün şimdi Van'ın bir köyünde doğmuşsun, 10 ve üzeri çocuklu ailelerden birinin evladısın. Van Gogh'u bilmeyi bırak, hayatında badana fırçası dışında fırça görmemişsin, değil ki resimden anlayasın ama dağa taşa bir tasarımlar çiziyorsun, benim diyen "fashion designer" (bildiğin moda tasarımcısı da, adını böyle söylersen "lüks" tasarımcı oluyorsun bu ülkede) aldığı onca eğitimle, yirmi yılda ancak öyle çizmeyi öğrenmişken sen doğuştan yeteneksin. Yani Van'da bir Gogh'sun ama kimsenin haberi yok. Acın biter mi?
Bitmez.
Sonra bir de ne Van ne de Gogh olanları var bu ülkenin.
Reyting pastasından beklenen payı alamadıkça; haber manşetlerine sansürsüz kadın ölüsü koydular mesela. Sonra dönüp yüzsüz yüzsüz dikkat çekmek için yaptık dediler.
Şimdi onların kumaşı bir çok çevreye sirayet etmiş halde. Son günlerde biri var ki; ne adını, ne işini, yaptığı normalleştirmeyi kesinlikle tasvip etmediğim için yazmayacağım ama çenemi de kapatmayacağım.
Bu zatı şahane kendini iki oda bir salon sanıyor (sorarsan çok entel; kendini "öteki" üstünden tanımlıyor.)
Lakin iki oda bir salon olarak bir mahareti var ki (evlerden ırak), tacizcisinin dilinden yaşadığı tacizi anlatıyor. Böyle bakınca bir süper yetenek olarak kendini yere göğe sığdıramayan bu sığ; empati kurdum, farkındalık yarattım diyor yaptığına. (Herkes hep empati yapmalı diyen tv simsarı psikologlara, danışmanlara ya da kısaca yanaşmanlara da yazar olarak nacizane burada sövüyorum, kabul buyrun.)
Oysa yazıyı görenler ve tacizcilerin heder ettiği insanlar o satırları okuyamıyor çünkü yazdığı yerin niteliğini +18 yetişkin kategorisinde satılmaya bağlayan bu bakış açısı, ülkedeki yasaların işletilme biçimiyle birleşince, takım elbiseli sapık (daha ağırını okurlarıma duyduğum saygıdan yazmıyorum) sorunu ayyuka çıkıyor bu ülkede.
Entellektüel zırvalıklar içinde prim dalışları ile yüzerken, o çağdışı kararların zihninin topluma yayılmasına müsade ettiğiniz her kapı; bu ülkeyi, haklı olup suçlu olmayanlara zindan ediyor. Böyle acılar biter mi?
Bitmez.
Zira, bir Van'mış bir Gogh'muş ile sadece masal anlatılır. Yasalar ve uygulamalarsa örgütlenerek cahilliğin silahı olmaktan arındırılır.
Sen Nehri Kenarında Gece'yi hiç bilmiyor olmanız gerek ya da Yıldızlı Gece'deki renkleri kırmızı, turuncu, sarı sanmanız gerek mesela...
Şimdi çıkaramadım adını ama bir Paris kafesi önünden çizilmiş sokak ve gece betimlemeli tablosundaki turuncu bile yenilir gökyüzünün mavisine ama bunu da bilmemelisiniz ki Van Gogh'un hiçliğinde umut görebilesiniz.
Buraya kadar anlamayanlar için yazalım; resimde mavi, mor, yeşil soğuk renklerdir. Kırmızı, sarı, turuncu (çiyanları, macentaları karıştırma evladım) sıcak renklerdir ve tonların kullanımı ressamın ruh hali, eserin mesajı hakkında da bilgi verir.
Van Gogh'da öyle derin bir hüzün vardır ki, mavi renklerden birine adı verilmiştir mesela. O tonu yakalayan ressam olduğu için.
Adamın en umutlu sanılan tablosunda bile Van Gogh mavisi çarpar göze fırça darbelerinde. Şimdi sen resimden anlamıyorsun diye Van Gogh'un acısı mı bitti?
Bitmez.
Düşün şimdi Van'ın bir köyünde doğmuşsun, 10 ve üzeri çocuklu ailelerden birinin evladısın. Van Gogh'u bilmeyi bırak, hayatında badana fırçası dışında fırça görmemişsin, değil ki resimden anlayasın ama dağa taşa bir tasarımlar çiziyorsun, benim diyen "fashion designer" (bildiğin moda tasarımcısı da, adını böyle söylersen "lüks" tasarımcı oluyorsun bu ülkede) aldığı onca eğitimle, yirmi yılda ancak öyle çizmeyi öğrenmişken sen doğuştan yeteneksin. Yani Van'da bir Gogh'sun ama kimsenin haberi yok. Acın biter mi?
Bitmez.
Sonra bir de ne Van ne de Gogh olanları var bu ülkenin.
Reyting pastasından beklenen payı alamadıkça; haber manşetlerine sansürsüz kadın ölüsü koydular mesela. Sonra dönüp yüzsüz yüzsüz dikkat çekmek için yaptık dediler.
Şimdi onların kumaşı bir çok çevreye sirayet etmiş halde. Son günlerde biri var ki; ne adını, ne işini, yaptığı normalleştirmeyi kesinlikle tasvip etmediğim için yazmayacağım ama çenemi de kapatmayacağım.
Bu zatı şahane kendini iki oda bir salon sanıyor (sorarsan çok entel; kendini "öteki" üstünden tanımlıyor.)
Lakin iki oda bir salon olarak bir mahareti var ki (evlerden ırak), tacizcisinin dilinden yaşadığı tacizi anlatıyor. Böyle bakınca bir süper yetenek olarak kendini yere göğe sığdıramayan bu sığ; empati kurdum, farkındalık yarattım diyor yaptığına. (Herkes hep empati yapmalı diyen tv simsarı psikologlara, danışmanlara ya da kısaca yanaşmanlara da yazar olarak nacizane burada sövüyorum, kabul buyrun.)
Oysa yazıyı görenler ve tacizcilerin heder ettiği insanlar o satırları okuyamıyor çünkü yazdığı yerin niteliğini +18 yetişkin kategorisinde satılmaya bağlayan bu bakış açısı, ülkedeki yasaların işletilme biçimiyle birleşince, takım elbiseli sapık (daha ağırını okurlarıma duyduğum saygıdan yazmıyorum) sorunu ayyuka çıkıyor bu ülkede.
Entellektüel zırvalıklar içinde prim dalışları ile yüzerken, o çağdışı kararların zihninin topluma yayılmasına müsade ettiğiniz her kapı; bu ülkeyi, haklı olup suçlu olmayanlara zindan ediyor. Böyle acılar biter mi?
Bitmez.
Zira, bir Van'mış bir Gogh'muş ile sadece masal anlatılır. Yasalar ve uygulamalarsa örgütlenerek cahilliğin silahı olmaktan arındırılır.
Yorumlar
Yorum Gönder
Call me. ;)