Kayıtlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Başkanlığa HAYIR!

İçişleri Bakanı'nın yaptığı açıklamaya göre iki adet bombalı saldırı olduğu, birinin Maçka Park'ta, diğerinin ise Beleştepe mevkiinde gerçekleştiği düşünülüyor. Düşünceden öte bilgi paylaşılmıyor iktidar tarafından. Günlerdir dolaşan ve sızan istihbarat raporlarına rağmen Başbakanlık İstanbul Konutu'na bir km mesafede, MİT Binası'na bir kilometre mesafede bir yerine iki saldırı oluyorsa, bu en ufak tabirle basiretsizliktir. CNN Turk yayınında görüyoruz ki, sosyal medya suçlanıyor. Bomba MIT'in gözünün önünde Başbakanlık'ın az ilerisinde patladı Sayın Bakanlar! Sosyal medyada patlayan tek şey insanların sabrı. Ona da bir zahmet tahammül edeceksiniz. Doğru dürüst haber alamayan insanların, kendilerince bir hikaye kurması normaldir. Bu sorunlar ancak daha özgür bir ülke olursak çözülür. Önce sınırları açıp, hallaç pamuğuna çevirin, sonra bombalı saldırı olunca görev yapıyor gibi davranın. Görev yapmıyorsunuz, poz a...

Yürü Ya Yalaka, Yürütme Seninle!

Yönetim Hukuku'nda "Normlar Hiyerarşisi" ya da öğrenci tabiriyle "Yasalar Silsilesi" de dediğimiz bir ast-üst ilişkisi vardır. Misal hiç bir kanun hükmünde kararname yasaya denk değildir. Bakmayın siz makarnacı hukukçuların denktir dediğine. Yasa kararnameden her zaman üsttedir.  Bahse konu kavramda, çok eski yazılarımdan birinde sizlere detaylıca anlattığım bu "Yasa Silsilesi"nde, en üst noktada yer alan şey ise uluslararası hukuk kapsam dışı tutulduğunda (ki uluslararası anlaşmaların olmaması demektir bu ve hukuki açıdan mümkün değildir) Anayasa yer alır.  Günümüzde pek çok konu Anayasa Mahkemesi'ne bireysel olarak taşınıyor nidalarıyla "Demokles Kılıcı" olmaya hevesli muhteremlerden değilseniz, ilgili Anayasa yerine bir "Genelge" ve " Yönerge" egemen hukuku ile karşı karşıya olduğumuzu görürsünüz.  Genelini ya da yönelimini sorgulamadan pratik hayattaki bir kaç noktaya dikkat çekmek isterim.  Ana...

Lausanne ve Sevres

Resim
Anlaşma adlarının orijinalini gördüğünde okuyamayacak kimi fesli kaçıkları tarihçi zannedenlerin tarih konuşması, sirkteki palyoçaları gerçek zannedip, insan dışında bir varlık aramaları ve Batman'daki Joker karakterini de gerçek sanmaları normaldir. Tabii ki normaldir çünkü bilgisi olan ile ilgisi olanın bir farkı her zaman olmuştur. Bilgiden medeniyetler tarihi doğarken, ilginin çarpıklığı da hurafeler tarihini kurmuştur. "Mamafih" - malum biz "Mon Cher" takımı, ülkede arapçadan türkçeye intikal eden kelimeleri de öz türkçe olanları da kimilerinden iyi kullanırız. Bunun yanında, yabancı dil bilgimizi de potansiyel rakiplerden ileride tutarız ki, bir anlaşma esnasında "as soon as possible" lafını eden ama bizim "immediately" dediğimizi söylemeyen bir fessiz gözü açık Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ve onun esas sahibi olan Türk Milleti'ni faka bastırmaya çalışırsa "Mon Cher" nezaketi ile çenesini kapatıp, ilgili şahsın g...

Yorgunluk

Yaş 35se hayatta tükenen şeyler arasında artık cüzdandaki para, evdeki su, dolaptaki sebze gibi ömür de girer... O kadar "Kaybolan Yıllar" ticaretine tutsak edilmiş şarkılar gibi bir hali var ki bu ülkedeki yaşamların, insan kendini bahtsız bir gelinin dölleri gibi hissetmekten alıkoyamıyor. Türkiye gelin olmuş gidiyor tribinde. Dibine kadar ağdalı bir arabeske tutsak. Daha vahimi, gelinin babası bu sefer iki tek atıp akşamdan akşama Selanik özlemi de çekmiyor. Bu sefer gelinin babası dibine kadar kumarbaz. Bu durumdan daha kötü olanı, herkes babayı hacı sanıyor. Şimdi sahnesi Dallas'a 1000 basan bu yerli yapım arabesk ve yer yer pop müzikle bezeli sahnede Rüya Ersavcı gibi döller "istemiyoruuuuum babbah!" dese bile, döllerin isteklerinden bağımsız bir cenah, 3 ayak oynayarak "lilili" çekerken yaşam enerjisi gibi basit bir dertle ne başarılabilir ki? Yaşam adaletle yeşerir. Adaletin olmadığı her evde, baba da yoktur. Ülkeye otoriter babalık...

Hayırda HAYIR var

Hayırda "Hayır" var derken, dalga geçmiyorum. Bilirsiniz hepiniz, dergilerde "Hayır" demenin 10 şekli filan diye öğütler bulunurdu 90larda.  Çok değil sadece 10 yıl sonra bir anda, popüler kültürde, "Evet" kahramanlığı başladı memlekette. "Hayır"a methiyeler düzen dergiler bir anda, "Evet"in kurtarıcılığına yelken açtılar. İşte tam bu sıralarda, "Evet"in müthiş büyüsü ile muştulanan "liberal" muhafazakarlar memlekette iktidarın tek sahibi oldular. "Evet" büyüsü öyle sarmıştı ki etrafı, liberaller, solla meşrebi barışmayan demokratlar, ve radikal solcular, "evet" liberaliz, "evet" darbe ile hesaplaşacağız diyen bu "liberal" nuhafazakarlara, "Evet, ya, iyi adamlar, iş yapacaklar" diye destek olmaya başladılar.  Öyle bir "Evet" büyüsüydi ki bu, seçim propaganda dökümanlarında, safi özgürlük, adalet, eşitlik diyen "liberal" muhafazakarlar, seçim ...

SEÇSİS: Sisli Bir Seçim Hikayesi

SEÇSİS, seçim sistemi, seçim sonuçlarını hızlı bir şekilde vatandaşla paylaşmak için oluşturulmuş olan, son derece "iyi niyetli" bir programdır. Bahse konu program Havelsan tarafından üretilen Java dilinde yazılmış, ORACLE veritabanı kullanan bir sisteme sahiptir. En azından YSK böyle diyor. Kiminle, nasıl bir teknik yapıda kurulduğu, kullanıldığı bir yana, bilgilerimiz dahilinde olan bu sistem, MERNİS sisteminden kayıt alarak işlem yapıyor. MERNİS sistemi ulusal çapta nüfus ve ikamet bilgilerinin kayıtlı olduğu ve DAP, KPS, AKS, MAKS gibi alt yazılımlarla nüfusa ait ham datanın gruplanarak kullanıldığı bir reel veri alanı. Bulut mulut diyorlar, çok da kafaya takmamalı diyen bakanların anlayamadığı o bulut üstüne depolanan veri alanlarından biri. Meselenin teknoloji bilen insanlar için anlaşılamayacak kadar gizemli olmaması bir yana, sistemden kamu kuruluşları (kaçı ya da hangisi belli olmamakla beraber), özel bankalar da yararlanabiliyor. Sistemden yararlanan banka d...