Lausanne ve Sevres

Anlaşma adlarının orijinalini gördüğünde okuyamayacak kimi fesli kaçıkları tarihçi zannedenlerin tarih konuşması, sirkteki palyoçaları gerçek zannedip, insan dışında bir varlık aramaları ve Batman'daki Joker karakterini de gerçek sanmaları normaldir. Tabii ki normaldir çünkü bilgisi olan ile ilgisi olanın bir farkı her zaman olmuştur.

Bilgiden medeniyetler tarihi doğarken, ilginin çarpıklığı da hurafeler tarihini kurmuştur.

"Mamafih" - malum biz "Mon Cher" takımı, ülkede arapçadan türkçeye intikal eden kelimeleri de öz türkçe olanları da kimilerinden iyi kullanırız. Bunun yanında, yabancı dil bilgimizi de potansiyel rakiplerden ileride tutarız ki, bir anlaşma esnasında "as soon as possible" lafını eden ama bizim "immediately" dediğimizi söylemeyen bir fessiz gözü açık Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ve onun esas sahibi olan Türk Milleti'ni faka bastırmaya çalışırsa "Mon Cher" nezaketi ile çenesini kapatıp, ilgili şahsın görevine son verilmesi için gerekli tedbiri almakla mükellef oluruz mesleğe atandığımız ilk andan itibaren.

Mamafih, bir vakitler fesli deli takımının "Mon Cher" diyerek aşağılamaya çalıştığı ancak "Mon Cher" takımı olsun diye yetiştirilen ben ve benim gibi yüz binlerce dış ilişkiler adayı ve mensubunun lafa ve adama bakışımızdaki çelebilik nedeniyle dikkate bile almadığı fesliler, bizim takımın bir yönünü hiç bir zaman anlamadı, anlamıyor ve anlamayacak. Lakin onların çocukları ebeveynlerinin bu ayıbının hep farkında olacak çünkü laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti evlatlarına, ihaneti ve vatan sevgisini öğretmeye muktedirdir ve öyle kalacaktır.

Dibine dibine vurulan baltalara ses etmediyse ağaç, baltanın sapının ağaçtan oluşudandır ancak baltanın hakkından gelemeyecek ağaç, Suud ve Hoca eteği öpen baltaya "hayırlı işler" derdi.

Gerçi işteki "hayır" da ayın 15'ine kadar sürdü. Varın bir de bu hayrın "yetmez ama evet" halini düşünün. O vakitler yetmez ama evet diye diye hoca çağırıyordu baltalar ağacı kessin diye...

;) :)

Ne diyorduk Şekerim? ;)

İşte bu baltalı fesli cüce takımı "Pammık Prensçilik" oynarken, "Mon Cher" dedikleri bizler, şu fikirle eğitildik: Gün gelir de o onurlu diplomatlık vazifeye nail olursak ya da olduysak, koruyacağımız değer kendi canımızdan daha öte olan Aziz Türk Milleti'nin sahibi olduğu ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün liderlik ettiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Vatanı'dır. Onu korumak için muhtaç olduğumuz kudretin de damarlarımızda akan kanda mevcut olduğunu bilerek büyüdük.

O yüzden, elinize sanduka alıp Ertuğrul Gazi Türbesi toprağını terk ederken, 12 adayı Yunan'a peşkeş çekerken, Suud karşılamak için otellerde gezerken, Musul'da Konsolosluk toprağını terk ederken, İsrail'e kendi vatandaşını öldürtürken, komşu ülkeye silah nakli yaparken, ülkeyi parsel parsel kurulan rant ağlarında dünyanın dört bir yanına peşkeş çekerken, Cumhuriyet Döneminde temeli atılan ve Cumhuriyetin 75 yıllık dişinden tırnağından arttırdığı ile kurduğu Tekelleri, Fabrikaları (Çimento, Şeker, Dokuma, Uçak, Silah, Demir vb.), Madenleri, Askeri ve Kamu Arazilerini peşkeş çekerken yani Lausanne ile kurulan ve halkın birliği ile büyüyen ne varsa, onun hakkından gelirken, yani Lausanne ile kurulan yerine yeni nesil Sevres'i ülkede uygularken, siz nereden bileceksiniz ki "Mon Cher" olmanın ne demek olduğunu.

"Mon Cher"iz, Lausanne Fatihiyiz ancak biz hiç Abdülhamid'in kabul ettiği Sevr için takla atmadık, sahte fatihlik taslamadık.

Lafla anlamayanlar için,

Lausanne budur:

Lausanne (Lozan) Anlaşması Haritası 1923

Ağızlarına bile almadıkları ama fesçilerin boyun eğdiği anlaşma olan Sevres (Sevr) de aşağıdakidir: 

Sevres (Sevr) Anlaşması Haritası 1920

Lafa değil icraate bakın. Sevr'den farkları ne? 
Batı ikiyüzlüydü de, Doğu da ikiyüzlü değil miydi o Osmanlı bu hale geldi, atası Fatih olan padişah anlaşmayı kabul etmedi de İngiliz'e neden sığındı öyleyse? 

Her şeyi bir kenara bırakın, 50 yıldır Türkiye Cumhuriyeti'ne kalkınma getirememiş fesçilerin kaçı üç yılda bir devlet kurabilir? Atatürk ve İnönü nur içinde yatsın. 3 yılda kurdukları devlet 93 yaşında. 100'üncü yaşı da olacak 1000'inci yaşı da. Vatanı da bir olacak, halkı da, toprağı da, bayrağı da.

Fesçileri düşünmüyorum hiç nasılsa bir yerlerde her zaman bir prensleri vardır sığınacak.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seasider: My First Photography Collection is On OpenSea

Istanbul

Hileleri ile 1 Kasım