SEÇSİS: Sisli Bir Seçim Hikayesi
SEÇSİS, seçim sistemi, seçim sonuçlarını hızlı bir şekilde vatandaşla paylaşmak için oluşturulmuş olan, son derece "iyi niyetli" bir programdır. Bahse konu program Havelsan tarafından üretilen Java dilinde yazılmış, ORACLE veritabanı kullanan bir sisteme sahiptir. En azından YSK böyle diyor.
Kiminle, nasıl bir teknik yapıda kurulduğu, kullanıldığı bir yana, bilgilerimiz dahilinde olan bu sistem, MERNİS sisteminden kayıt alarak işlem yapıyor.
MERNİS sistemi ulusal çapta nüfus ve ikamet bilgilerinin kayıtlı olduğu ve DAP, KPS, AKS, MAKS gibi alt yazılımlarla nüfusa ait ham datanın gruplanarak kullanıldığı bir reel veri alanı. Bulut mulut diyorlar, çok da kafaya takmamalı diyen bakanların anlayamadığı o bulut üstüne depolanan veri alanlarından biri.
Meselenin teknoloji bilen insanlar için anlaşılamayacak kadar gizemli olmaması bir yana, sistemden kamu kuruluşları (kaçı ya da hangisi belli olmamakla beraber), özel bankalar da yararlanabiliyor.
Sistemden yararlanan banka dışında özel kuruluş var mı, işte o da belli değil ama sisteme sadece kişiler değil, şirketler de kaydediliyor ancak bugün konumuz bu da değil zaten.
Bizim meselemiz SEÇSİS'in kendisi. Ne oluyor da, MERNİS ve SEÇSİS insanları çileden çıkartan seçim dedikodularına, hatta benim yaptığım araştırmalara göre hilelere sebep oluyor?
2006 yılından bugüne, CHP başta olmak üzere bu iki sistem hakkında, Gezi Partisi dahil çeşitli sorgulamalar yapıldı.
Hükümetten ya da devlet kurumlarından cevap almaya çalışan pek çok gazeteci, politikacı, bilim adamı da oldu. Ancak ne yazık ki, Meclis'te verilen çoğu soruya yanıt alınamadığı gibi, lokal dilekçelerle yapılan başvurulara da ya cevap alınamamış ya da cevap diye "karalanmış kağıt" verilmektedir. Bu sebeple sistem üzerindeki kuşkular da her geçen gün artmaktadır.
11 Aralık 2006 tarihinde Sabah gazetesinde yapılan haber "Yazılım Hatası Mernis Projesi'nin Aklını Karıştırdı" başlığı ile veriliyor. İlgili haberde, 22 yıllık devlet projesi olan MERNİS'in 130 milyon kayda sahip olduğu ancak bu verinin %25'inin hatalı olduğundan bahsediliyor. Müfettişler aynı habere göre, birden fazla kişinin aynı TC kimlik numarasına, farklı TC kimlik numarasına sahip aynı kişilerinse on binlerce olduğuna dikkat çekiyor. Bu skandal sonucu yapılan tespitlerde, 77 bin 756 kişinin aynı TC kimlik numarasına sahip olduğu, bu kişilerin 58 bin 558'ininse hala yaşadığı belirleniyor. KOÇ- Meteksan incelemesi sonucu, programın onarılamayacağı ancak yeniden yazılması gerektiği görüşü ortaya çıkıyor.
Olayın sonrası ise manipülasyonları ile ünlü Sun Microsystem'e kadar ulaşan tam bir soytarı şenliği resmine sahip. Ne var ki, tüm bu gelişmeler, bir iki satır arası haberin parçası ve yapılan tespitlere rağmen, düzeltmenin gerçekleştirilmediği bir gerçek.
08/07/2013 tarihli www.21yyte.org adlı sitede yayınlanan iş geliştirme ve stratejik yönetim araştırmaları merkezinin yaptığı SEÇSİS ve Seçimlerin Güvenilebilirliği makalesinde ise TÜİK'in 2009'da belirlediği nüfus sayısı ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün (NVGİM) belirlediği sayının birbiri ile alakasız iki sonuca sahip olmasından bahsediliyor. TÜİK seçmen nüfusunu 31 Aralık 2009'da 48.049.446 olarak tespit ediyor. Nüfus Müdürlüğü ise bu sayıyı tam bir yıl evvel, yani 2008'de, 53.950.192 olarak belirliyor. İki kurum arasındaki nüfus rakamları bile birbiri ile uzaktan yakından örtüşmüyor.
Genel olarak seçmenle ilgili SEÇSİS'in kullanıldığı son dört seçimde, şöyle bir duruma sahibiz:
Mart 2014'te yapılan yerel seçimlerde de kullanılan program, o sene seçmen sayısını, 52.710.717 olarak belirliyor.
Tam 5 ay sonra Ağustos'ta yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise, seçmen sayısı, 55.701.719
Nasıl olduysa, ülke nasıl bir "çarpık" üreme içine o tarihten tam 18 yıl evvel girdiyse artık, seçmenimiz sadece 5 ayda öyle artmış ki, bu sayı, 500 bin,1 milyon filan değil. Yaklaşık 3 milyon!
Devleti aliden sual olmaz tabii, muhakkak sorun "çarpık çiftleşmedir"
Tabii bendeniz son derece aptal ve iyi niyetli bir insan olduğum için bu sonuçlar muhakkak yanlıştır dedim. Yoksa bizim koca koca aylık 17 bin liralık paralı el kaldırıcılarımız (soruna vekalet ve iştirak edicilerimiz) hiç dururlar mıydı? Muhalefeti hele; buna ses çıkarmadan öylece bakar mıydı?
Asla. Muhakkak ortalığı ayağa kaldırırlardı. Herhalde o vakit, onlar da çarpık çiftleşmeyi fark etmişlerdi. Başka bir açıklaması olabilir miydi bunun?
Araştırmaya devam ederken, çok ilginç bir gerçekle daha karşılaşıyorum: 7 Haziran 2015 seçimlerinde ise seçmen sayımız, 53.772.753
O vakit ne oluyorsa artık o 10 ayda, bizim cumhurun seçeni yani seçmen adeta soykırıma uğruyor ve nedense o "şahane" medyamız, bu soykırıma uğrayan seçmenimiz hakkında tek bir kare bile göstermiyor.
Seçmenimizi zombiler mi yedi yoksa hepsi bir anda zengin olup, Paraguay vatandaşı mı oldu, yoksa Dominik Dominikli'nindir, Dominikli kalacak deyip, alın vatandaşlığınızı mı dedi bilinmez ama bu sonuca göre, sıkı durun, ülkeyi yaklaşık iki milyon kişi terk etmiş. Hem de kimliklerini de alıp gitmiş bu sonuca göre... Zira sistem, Mernis'e göre seçmen alıyor.
Bir sonraki aşamada ise çok daha şahane bir sonuç çıkıyor karşıma. 1 Kasım'da bizim bu seçmene yine bir hal oluyor, yani 7 haziran'dan 4 ay 24 gün sonra, seçmen yine çıldırıyor ve sayısı 54.084.545'e çıkıyor.
Mart 2014 - 52.710.717
Ağustos 2014 - 55.701.719
7 Haziran 2015 - 53.772.753
1 Kasım 2015 - 54.084.545
Şimdi bu sonuçlar ışığında gelecek seçime kaç kişi girer?
Yukarıdaki durum sadece, toplam seçmen üzerindeki saçmalığa ışık tutuyor. Bunun bir de kullanılan oy ve geçerli oy üzerindeki saçmalıkları var ki, evlere şenlik!
Yukarıdaki sayısal sorunlar bir yana, bir de ülkenin bir kesimine göre fazla sorumluluk sahibi şahısların belgeli tespitleri var.
İstanbul'da ve bir çok ilde bir grup seçmenin seçim günü asli vazifesi aynı isim ve soyadla önce bir ilçenin tüm mahallerinde oy kullanmak, sonra yandaki ilçeye geçip, o ilçenin tüm mahallelerinde oy kullanmak.
Anlayan nasıl olmaz derseniz, Kocaeli Gebze'de, mahalle seçmenleri eşleştirildiğinde bulunan sonuçla yanıt vereyim size, aynı anne-baba adı, doğum tarihi ve doğum yeri ile farklı yerlerde oy kullanacak 72 kişiyi barındırıyor.
Bu 72 kişinin, hangi seçimde birden çok oy kullanıp, hangisinde oy kullanmayacağına, kim, nasıl karar veriyor bilmem ama veri tabanından data çekerek veri kullanan ve kullanmayan herkesin anlayacağı bir şey biliyorum:
Veri kümesini, bir kümes olarak düşünürsek, bir kümeste 5 haftada 3000 tavuk artar ve aynı kümes 10 haftada 2000 tavuk azalırsa,
1. Ya tavukları satıyorsunuzdur,
2. Ya tavukları öldürüyorsunuzdur
3. Ya tavuklar 15 hafta yaşıyordur,
4. Ya tavuklar hastalıktan ölüyordur,
5. Ya kümeste tavukları öldüren bir başka canlı vardır,
6. Ya tavukları çalan bir hırsız vardır,
7. Ya da siz tavuklarınız hakkında ilk 6 maddede uydurduğunuz masallara, herkesi ikna edeceğinize inanacak kadar salaksınızdır.
Sahte seçmenli seçim sonucu mutlak butlandır. Mutlak butlan olan sonuç ise hükümsüzdür. Aksine uygun hareket eden, suç işler. Seçim suçları ise ağır cezaya tabiidir.
Geleceğimizi "sis"li seçimlerle satmayın!
Çünkü sattığınız şey bir ayağı çukurda olan siyaset çuvallarının koltuk sevdalısı yanlarına değil, özgürlük ve adalet isteyen Türk Gençlerine aittir!
Kiminle, nasıl bir teknik yapıda kurulduğu, kullanıldığı bir yana, bilgilerimiz dahilinde olan bu sistem, MERNİS sisteminden kayıt alarak işlem yapıyor.
MERNİS sistemi ulusal çapta nüfus ve ikamet bilgilerinin kayıtlı olduğu ve DAP, KPS, AKS, MAKS gibi alt yazılımlarla nüfusa ait ham datanın gruplanarak kullanıldığı bir reel veri alanı. Bulut mulut diyorlar, çok da kafaya takmamalı diyen bakanların anlayamadığı o bulut üstüne depolanan veri alanlarından biri.
Meselenin teknoloji bilen insanlar için anlaşılamayacak kadar gizemli olmaması bir yana, sistemden kamu kuruluşları (kaçı ya da hangisi belli olmamakla beraber), özel bankalar da yararlanabiliyor.
Sistemden yararlanan banka dışında özel kuruluş var mı, işte o da belli değil ama sisteme sadece kişiler değil, şirketler de kaydediliyor ancak bugün konumuz bu da değil zaten.
Bizim meselemiz SEÇSİS'in kendisi. Ne oluyor da, MERNİS ve SEÇSİS insanları çileden çıkartan seçim dedikodularına, hatta benim yaptığım araştırmalara göre hilelere sebep oluyor?
2006 yılından bugüne, CHP başta olmak üzere bu iki sistem hakkında, Gezi Partisi dahil çeşitli sorgulamalar yapıldı.
Hükümetten ya da devlet kurumlarından cevap almaya çalışan pek çok gazeteci, politikacı, bilim adamı da oldu. Ancak ne yazık ki, Meclis'te verilen çoğu soruya yanıt alınamadığı gibi, lokal dilekçelerle yapılan başvurulara da ya cevap alınamamış ya da cevap diye "karalanmış kağıt" verilmektedir. Bu sebeple sistem üzerindeki kuşkular da her geçen gün artmaktadır.
11 Aralık 2006 tarihinde Sabah gazetesinde yapılan haber "Yazılım Hatası Mernis Projesi'nin Aklını Karıştırdı" başlığı ile veriliyor. İlgili haberde, 22 yıllık devlet projesi olan MERNİS'in 130 milyon kayda sahip olduğu ancak bu verinin %25'inin hatalı olduğundan bahsediliyor. Müfettişler aynı habere göre, birden fazla kişinin aynı TC kimlik numarasına, farklı TC kimlik numarasına sahip aynı kişilerinse on binlerce olduğuna dikkat çekiyor. Bu skandal sonucu yapılan tespitlerde, 77 bin 756 kişinin aynı TC kimlik numarasına sahip olduğu, bu kişilerin 58 bin 558'ininse hala yaşadığı belirleniyor. KOÇ- Meteksan incelemesi sonucu, programın onarılamayacağı ancak yeniden yazılması gerektiği görüşü ortaya çıkıyor.
Olayın sonrası ise manipülasyonları ile ünlü Sun Microsystem'e kadar ulaşan tam bir soytarı şenliği resmine sahip. Ne var ki, tüm bu gelişmeler, bir iki satır arası haberin parçası ve yapılan tespitlere rağmen, düzeltmenin gerçekleştirilmediği bir gerçek.
08/07/2013 tarihli www.21yyte.org adlı sitede yayınlanan iş geliştirme ve stratejik yönetim araştırmaları merkezinin yaptığı SEÇSİS ve Seçimlerin Güvenilebilirliği makalesinde ise TÜİK'in 2009'da belirlediği nüfus sayısı ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün (NVGİM) belirlediği sayının birbiri ile alakasız iki sonuca sahip olmasından bahsediliyor. TÜİK seçmen nüfusunu 31 Aralık 2009'da 48.049.446 olarak tespit ediyor. Nüfus Müdürlüğü ise bu sayıyı tam bir yıl evvel, yani 2008'de, 53.950.192 olarak belirliyor. İki kurum arasındaki nüfus rakamları bile birbiri ile uzaktan yakından örtüşmüyor.
Genel olarak seçmenle ilgili SEÇSİS'in kullanıldığı son dört seçimde, şöyle bir duruma sahibiz:
Mart 2014'te yapılan yerel seçimlerde de kullanılan program, o sene seçmen sayısını, 52.710.717 olarak belirliyor.
Tam 5 ay sonra Ağustos'ta yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise, seçmen sayısı, 55.701.719
Nasıl olduysa, ülke nasıl bir "çarpık" üreme içine o tarihten tam 18 yıl evvel girdiyse artık, seçmenimiz sadece 5 ayda öyle artmış ki, bu sayı, 500 bin,1 milyon filan değil. Yaklaşık 3 milyon!
Devleti aliden sual olmaz tabii, muhakkak sorun "çarpık çiftleşmedir"
Tabii bendeniz son derece aptal ve iyi niyetli bir insan olduğum için bu sonuçlar muhakkak yanlıştır dedim. Yoksa bizim koca koca aylık 17 bin liralık paralı el kaldırıcılarımız (soruna vekalet ve iştirak edicilerimiz) hiç dururlar mıydı? Muhalefeti hele; buna ses çıkarmadan öylece bakar mıydı?
Asla. Muhakkak ortalığı ayağa kaldırırlardı. Herhalde o vakit, onlar da çarpık çiftleşmeyi fark etmişlerdi. Başka bir açıklaması olabilir miydi bunun?
Araştırmaya devam ederken, çok ilginç bir gerçekle daha karşılaşıyorum: 7 Haziran 2015 seçimlerinde ise seçmen sayımız, 53.772.753
O vakit ne oluyorsa artık o 10 ayda, bizim cumhurun seçeni yani seçmen adeta soykırıma uğruyor ve nedense o "şahane" medyamız, bu soykırıma uğrayan seçmenimiz hakkında tek bir kare bile göstermiyor.
Seçmenimizi zombiler mi yedi yoksa hepsi bir anda zengin olup, Paraguay vatandaşı mı oldu, yoksa Dominik Dominikli'nindir, Dominikli kalacak deyip, alın vatandaşlığınızı mı dedi bilinmez ama bu sonuca göre, sıkı durun, ülkeyi yaklaşık iki milyon kişi terk etmiş. Hem de kimliklerini de alıp gitmiş bu sonuca göre... Zira sistem, Mernis'e göre seçmen alıyor.
Bir sonraki aşamada ise çok daha şahane bir sonuç çıkıyor karşıma. 1 Kasım'da bizim bu seçmene yine bir hal oluyor, yani 7 haziran'dan 4 ay 24 gün sonra, seçmen yine çıldırıyor ve sayısı 54.084.545'e çıkıyor.
Mart 2014 - 52.710.717
Ağustos 2014 - 55.701.719
7 Haziran 2015 - 53.772.753
1 Kasım 2015 - 54.084.545
Şimdi bu sonuçlar ışığında gelecek seçime kaç kişi girer?
Yukarıdaki durum sadece, toplam seçmen üzerindeki saçmalığa ışık tutuyor. Bunun bir de kullanılan oy ve geçerli oy üzerindeki saçmalıkları var ki, evlere şenlik!
Yukarıdaki sayısal sorunlar bir yana, bir de ülkenin bir kesimine göre fazla sorumluluk sahibi şahısların belgeli tespitleri var.
İstanbul'da ve bir çok ilde bir grup seçmenin seçim günü asli vazifesi aynı isim ve soyadla önce bir ilçenin tüm mahallerinde oy kullanmak, sonra yandaki ilçeye geçip, o ilçenin tüm mahallelerinde oy kullanmak.
Anlayan nasıl olmaz derseniz, Kocaeli Gebze'de, mahalle seçmenleri eşleştirildiğinde bulunan sonuçla yanıt vereyim size, aynı anne-baba adı, doğum tarihi ve doğum yeri ile farklı yerlerde oy kullanacak 72 kişiyi barındırıyor.
Bu 72 kişinin, hangi seçimde birden çok oy kullanıp, hangisinde oy kullanmayacağına, kim, nasıl karar veriyor bilmem ama veri tabanından data çekerek veri kullanan ve kullanmayan herkesin anlayacağı bir şey biliyorum:
Veri kümesini, bir kümes olarak düşünürsek, bir kümeste 5 haftada 3000 tavuk artar ve aynı kümes 10 haftada 2000 tavuk azalırsa,
1. Ya tavukları satıyorsunuzdur,
2. Ya tavukları öldürüyorsunuzdur
3. Ya tavuklar 15 hafta yaşıyordur,
4. Ya tavuklar hastalıktan ölüyordur,
5. Ya kümeste tavukları öldüren bir başka canlı vardır,
6. Ya tavukları çalan bir hırsız vardır,
7. Ya da siz tavuklarınız hakkında ilk 6 maddede uydurduğunuz masallara, herkesi ikna edeceğinize inanacak kadar salaksınızdır.
Sahte seçmenli seçim sonucu mutlak butlandır. Mutlak butlan olan sonuç ise hükümsüzdür. Aksine uygun hareket eden, suç işler. Seçim suçları ise ağır cezaya tabiidir.
Geleceğimizi "sis"li seçimlerle satmayın!
Çünkü sattığınız şey bir ayağı çukurda olan siyaset çuvallarının koltuk sevdalısı yanlarına değil, özgürlük ve adalet isteyen Türk Gençlerine aittir!
Yorumlar
Yorum Gönder
Call me. ;)