Hayırda HAYIR var
Hayırda "Hayır" var derken, dalga geçmiyorum.
Bilirsiniz hepiniz, dergilerde "Hayır" demenin 10 şekli filan diye öğütler bulunurdu 90larda.
Çok değil sadece 10 yıl sonra bir anda, popüler kültürde, "Evet" kahramanlığı başladı memlekette. "Hayır"a methiyeler düzen dergiler bir anda, "Evet"in kurtarıcılığına yelken açtılar. İşte tam bu sıralarda, "Evet"in müthiş büyüsü ile muştulanan "liberal" muhafazakarlar memlekette iktidarın tek sahibi oldular. "Evet" büyüsü öyle sarmıştı ki etrafı, liberaller, solla meşrebi barışmayan demokratlar, ve radikal solcular, "evet" liberaliz, "evet" darbe ile hesaplaşacağız diyen bu "liberal" nuhafazakarlara, "Evet, ya, iyi adamlar, iş yapacaklar" diye destek olmaya başladılar.
Öyle bir "Evet" büyüsüydi ki bu, seçim propaganda dökümanlarında, safi özgürlük, adalet, eşitlik diyen "liberal" muhafazakarlar, seçim üstüne seçim kazanmakla kalmayıp, muhafazakarlıklarında besledikleri "şeriat ve saltanat" yılanını çıkarmak için "Yetmez ama Evet" adıyla anılan sözde özgürlük paketi referandumunu tereyağından kıl çeker gibi düzenlediler.
"Liberal" muhafazakar iktidarda, öyle özgürdü ki herkes, "Hayır" diyeni pesimist ve çağdışı gören bir "aydın" bakış açısı ile dışladılar. İşte o vakit, "Liberal" muhafazakar zokayı yutan aydınımsılar ile bir "seküler ilahi komedya" trajedisi başladı.
Trajedide ilk rolü, bir şarkıcı aldı ve dedi ki "Afişle ilgili kimse bana bir şey sormadı. Ancak eksikliklerine rağmen tabii ki evet diyeceğim. Dört dörtlük, gerçek bir toplumsal uzlaşmayla hazırlanacak çok daha kapsamlı ve özgürlükçü. Nihai şeklini alana kadar da evet demeye devam edeceğim"
Ardından sahneye seyyah olarak bu açıklamayı duyup hızını alamayan bir de Türk Dış Politikası yazarı gazeteci girdi. O zamandan beri hep düşünürüm bu aydınımsıların hayatlarında okuyup anladıkları metinlerin 6 karakterle sınırlı olduğunu: "Y, E, T, M, Z, V"
Neyse konumuza dönelim, seyyah rolündeki aydınımsımız sahnede "Anayasa paketi son derece sudan bir paket, son derece keyfe keder bir paket. Çok ciddi değişiklikler yok, çok ufak bi adımdır." diye methiyeler düzerek, geze geze anlatmaya çalıştı. Uzaklardan "Hayırda Hayır var, özgürlüklerimizi daraltmak için gerekli olan maddeler geçecek, durdurun." diye ince bir türkü geliyordu.
Trajedi o kadar mükemmel bir kadroya sahipti ki, bu memleketin %60'ı aptaldır diyen adamın oğlu bile bu "liberal" muhafazakar trafiğinde, yetmez ama evet modasıyla, babasının anlattığı yüzdeyle ülkenin hangi kısmına dahil olduğunu gösteren imzalar attı bilimden yana nasibi olmayan "bildirgeye"
Öyle eğlenceli bir hazırlık oldu ki bu "Yetmez ama Evet"e, bütün işi gücü dilinde "ezilenden" yana olan ama işi hayatı boyunca ezilenle ortak olmamış kim varsa, hayatını özgürlük yalakalığı ile makamdan kazanan kim varsa, "Evet" optimistliği ile sarhoş olarak, bir aydın, bir bilmiş ve bir ukala tavırla zevk ve sefa içinde girdiler sandığa... Sandıktan çıkış, "Evet"in "muhteşem" yüzyılı başladı diye nidalar atan iktidar sarhoşları ile balkondan uçuşan "Hayır"cı aşağılanmaları ile kutlandı.
Henüz trajedideki esas oğlanların ayakkabı kutuları ortalara dökülmüyor, tırlarla "insani" yardım gitmiyor, malum kesimlere ne istenirse veriliyordu. Hala uzaklardan, adalet bakanlarda merkezileştirilerek gelmez, dört artı dört artı dört gibi bir sistemle eğitimde fırsat eşitliği olmaz, bu özelleştirmelerle kalkınma olmaz türküleri kulaklara sinek vızıltısı geliyordu.
Haliyle tabii kimse bilemedi. Evet ile geldiğimiz bugünde Kuran kurslarında tecavüz edilen kız ve erkek çocukları, her patlayan leaks dosyasında Offshore hesaplara para taşıyan çantacıları, yandaş firmaları, bir kereden bir şey olmaz diyen sözde aileye bakanları, giden özgürlükleri, gasp edilen köy meralarını, köy mal varlıklarını, vakıfların ve bakanların hortumlanmasına feda edilen ülkeyi, yoksulluğu vs. vs.
Haliyle tabii kimse bilemedi, dev aynasında kendini gören soytarıların aydın olmadığını, ampül yansın diye hazır olda durmaların sağlayan alışkanlıklarını, sapla samanın farkını.
Haliyle tabii kimse bilemedi Yetmez Ama Evetçinin zoraki aydınlığını.
Son sözüm Yetmez ama Evet!in kullanıcılarına,
Bu olası referandumda bir iyilik yapın. Bu sefer "DUR" deyin de artık memlekette bu kadarcık adamlığınızla, doğduğunuzdan beri kimliğini kullanıp, suyunu sömürdüğünüz; toprağını kirlettip, havasını fil gibi çektiğiniz, börtüsüne böceğine ilaç sıkıp steril kaldığınız, ancak her sohbetinizde hiç çekinmeden aşağı gördüğünüz şu toprağa, bizim içinse "benim iki büyük eserim var, biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi" diyen adamın emaneti olan, Kuvai Milli şehitlerinin kanı, Kuvai Milli gönüllülerinin alın teri ile kurulan ve adına vatan dediğimiz şu toprağa zerre kadar faydanız dokunsun.
Bilirsiniz hepiniz, dergilerde "Hayır" demenin 10 şekli filan diye öğütler bulunurdu 90larda.
Çok değil sadece 10 yıl sonra bir anda, popüler kültürde, "Evet" kahramanlığı başladı memlekette. "Hayır"a methiyeler düzen dergiler bir anda, "Evet"in kurtarıcılığına yelken açtılar. İşte tam bu sıralarda, "Evet"in müthiş büyüsü ile muştulanan "liberal" muhafazakarlar memlekette iktidarın tek sahibi oldular. "Evet" büyüsü öyle sarmıştı ki etrafı, liberaller, solla meşrebi barışmayan demokratlar, ve radikal solcular, "evet" liberaliz, "evet" darbe ile hesaplaşacağız diyen bu "liberal" nuhafazakarlara, "Evet, ya, iyi adamlar, iş yapacaklar" diye destek olmaya başladılar.
Öyle bir "Evet" büyüsüydi ki bu, seçim propaganda dökümanlarında, safi özgürlük, adalet, eşitlik diyen "liberal" muhafazakarlar, seçim üstüne seçim kazanmakla kalmayıp, muhafazakarlıklarında besledikleri "şeriat ve saltanat" yılanını çıkarmak için "Yetmez ama Evet" adıyla anılan sözde özgürlük paketi referandumunu tereyağından kıl çeker gibi düzenlediler.
"Liberal" muhafazakar iktidarda, öyle özgürdü ki herkes, "Hayır" diyeni pesimist ve çağdışı gören bir "aydın" bakış açısı ile dışladılar. İşte o vakit, "Liberal" muhafazakar zokayı yutan aydınımsılar ile bir "seküler ilahi komedya" trajedisi başladı.
Trajedide ilk rolü, bir şarkıcı aldı ve dedi ki "Afişle ilgili kimse bana bir şey sormadı. Ancak eksikliklerine rağmen tabii ki evet diyeceğim. Dört dörtlük, gerçek bir toplumsal uzlaşmayla hazırlanacak çok daha kapsamlı ve özgürlükçü. Nihai şeklini alana kadar da evet demeye devam edeceğim"
Ardından sahneye seyyah olarak bu açıklamayı duyup hızını alamayan bir de Türk Dış Politikası yazarı gazeteci girdi. O zamandan beri hep düşünürüm bu aydınımsıların hayatlarında okuyup anladıkları metinlerin 6 karakterle sınırlı olduğunu: "Y, E, T, M, Z, V"
Neyse konumuza dönelim, seyyah rolündeki aydınımsımız sahnede "Anayasa paketi son derece sudan bir paket, son derece keyfe keder bir paket. Çok ciddi değişiklikler yok, çok ufak bi adımdır." diye methiyeler düzerek, geze geze anlatmaya çalıştı. Uzaklardan "Hayırda Hayır var, özgürlüklerimizi daraltmak için gerekli olan maddeler geçecek, durdurun." diye ince bir türkü geliyordu.
Trajedi o kadar mükemmel bir kadroya sahipti ki, bu memleketin %60'ı aptaldır diyen adamın oğlu bile bu "liberal" muhafazakar trafiğinde, yetmez ama evet modasıyla, babasının anlattığı yüzdeyle ülkenin hangi kısmına dahil olduğunu gösteren imzalar attı bilimden yana nasibi olmayan "bildirgeye"
Öyle eğlenceli bir hazırlık oldu ki bu "Yetmez ama Evet"e, bütün işi gücü dilinde "ezilenden" yana olan ama işi hayatı boyunca ezilenle ortak olmamış kim varsa, hayatını özgürlük yalakalığı ile makamdan kazanan kim varsa, "Evet" optimistliği ile sarhoş olarak, bir aydın, bir bilmiş ve bir ukala tavırla zevk ve sefa içinde girdiler sandığa... Sandıktan çıkış, "Evet"in "muhteşem" yüzyılı başladı diye nidalar atan iktidar sarhoşları ile balkondan uçuşan "Hayır"cı aşağılanmaları ile kutlandı.
Henüz trajedideki esas oğlanların ayakkabı kutuları ortalara dökülmüyor, tırlarla "insani" yardım gitmiyor, malum kesimlere ne istenirse veriliyordu. Hala uzaklardan, adalet bakanlarda merkezileştirilerek gelmez, dört artı dört artı dört gibi bir sistemle eğitimde fırsat eşitliği olmaz, bu özelleştirmelerle kalkınma olmaz türküleri kulaklara sinek vızıltısı geliyordu.
Haliyle tabii kimse bilemedi. Evet ile geldiğimiz bugünde Kuran kurslarında tecavüz edilen kız ve erkek çocukları, her patlayan leaks dosyasında Offshore hesaplara para taşıyan çantacıları, yandaş firmaları, bir kereden bir şey olmaz diyen sözde aileye bakanları, giden özgürlükleri, gasp edilen köy meralarını, köy mal varlıklarını, vakıfların ve bakanların hortumlanmasına feda edilen ülkeyi, yoksulluğu vs. vs.
Haliyle tabii kimse bilemedi, dev aynasında kendini gören soytarıların aydın olmadığını, ampül yansın diye hazır olda durmaların sağlayan alışkanlıklarını, sapla samanın farkını.
Haliyle tabii kimse bilemedi Yetmez Ama Evetçinin zoraki aydınlığını.
Son sözüm Yetmez ama Evet!in kullanıcılarına,
Bu olası referandumda bir iyilik yapın. Bu sefer "DUR" deyin de artık memlekette bu kadarcık adamlığınızla, doğduğunuzdan beri kimliğini kullanıp, suyunu sömürdüğünüz; toprağını kirlettip, havasını fil gibi çektiğiniz, börtüsüne böceğine ilaç sıkıp steril kaldığınız, ancak her sohbetinizde hiç çekinmeden aşağı gördüğünüz şu toprağa, bizim içinse "benim iki büyük eserim var, biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi" diyen adamın emaneti olan, Kuvai Milli şehitlerinin kanı, Kuvai Milli gönüllülerinin alın teri ile kurulan ve adına vatan dediğimiz şu toprağa zerre kadar faydanız dokunsun.
Yorumlar
Yorum Gönder
Call me. ;)