Meşruluk ve Uyarı

Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünü kazandığımı bildiren kağıt elime ulaştığında, kardeşimin ilk tepkisi, "Abla, okulun adını, fakülteni ve bölümünü eksiksiz ezberleyene kadar okul biter bence" olmuştu.

Ağlarken kahkaha atmaya başlamıştım. Hacettepe Nükleer Enerji Mühendisliğine girecek kadar puan alıp, Türkçe-Matematik mezunu olduğum için puan kırılmasına uğruyordum. Ecevit, Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli koalisyonunun yani 57. hükümetin bizlere attığı en büyük kazıklardan biriydi bu.

180'de 180 soruya bakıyorduk üç saatte. Hayatımızın o üç saatinde, okulda lise 1'den sonra hiç öğrenmediğimiz, fizik, kimya ve biyoloji alanlarından da bir fen-matematik öğrencisi kadar mesuldük. Üstelik, fenci olmaları sebebiyle, o arkadaşlardan görece daha az akıllı bulunurduk.

Sistemin bozukluğuna duyduğum öfke ile annemin elime tutuşturduğu University of Canterbury'den gelen başvuru formlarına şöyle bir göz atıp, kenara fırlatmıştım. Nasılsa, bizim gelir grubumuzdaki insanlar İngiltere'de okuyamazlardı. Zaten bana göre, adamlar da muhtemelen yanlışlıkla o başvuru formlarını göndermişlerdi. Öyleyse reel şartlar altında, YTÜ'deki bölümü bitirip, bana haksızlık yapan bu sistemi değiştirecek işler yapacak bir mevkiye gelebilirdim. İşte bu fikir, bölüme kaydımı yaparken, üniversite öğrencisi olma hakkına erişmiş olmama beni bağlayan düşünce oldu.

Şimdiki sistem hakkında ne düşündüğümü sorarsanız, derim ki bizde öyle ya da böyle en azından sınavın değerlendirilmesinde "adalet" vardı. 2010'da KPSS sınavında gördük ki, o ölçmedeki adalet de iktidar eliyle yandaşına peşkeş çekilmiş.

İktidar peşkeşlerini bir kenara atarsak, Yıldız'daki günlerim bana Anayasa Hukuku'nda siyasi iktidarın meşruluk niteliğini, Erdoğan Teziç'in kaleminden öğretti. Teziç, Anayasa Hukuku adlı kitabında, siyasal meşruluk için şöyle yazar:

"Meşruluk, devlet iktidarının kaynağı ve kullanılış biçimleri bakımlarından, yönetilenlerin inançlarına uygun olma niteliğidir.... Bir iktidar, ona itaat edilmesi konusunda bir uzlaşma (consensus) varsa meşrudur. Meşru olmayan iktidar, iktidar olmaktan çıkar, kaba bir güçten başka bir şey değildir. Bu takdirde kendisine boyun eğilmesini sağlayabildiği sürece varlığını koruyabilir. 

Meşruluk dönemlere ve ülkelere göre, monarşik ya da demokratik olabiliyor. Birinci halde meşruluk, ilahi hukuktan kaynaklanıp, monark iktidarının meşruluğunu dinsel inançtan almaktadır. İkinci halde, meşruluk, dayanağını seçim yolu ile halkta bulmaktadır. Din monarkın iktidarının temelini oluşturmasına karşılık, demokratik meşruluk, demokratik kurumların yaratıcısı akla ve hukuka dayanmaktadır. " (Teziç, Anayasa Hukuku, 2001)

Koyu renkle işaretlediğim noktalara dikkat ederseniz, iktidarın nasıl kendi temelini dinamitlediğini; her gün ülkenin dört bir yanında yaşanan hukuk cinayetleri ile nasıl kendi meşruluğuna, kendi kendine darbe yaptığını görebilirsiniz.

Yukarıda işaretlemediğim ancak dikkat çekmek istediğim ikinci husus ise aslında birinci paragrafta yer alıyor:

"Meşru olmayan iktidar, iktidar olmaktan çıkar, kaba bir güçten başka bir şey değildir. Bu takdirde kendisine boyun eğilmesini sağlayabildiği sürece varlığını koruyabilir. " (Teziç, 2001, a.g.e)

İşte bu sebeple, iktidarın seçim öncesinde yaptığı ve yapacağı tüm provokasyonlara karşı ülkece sakin olmak ancak seçim günü, tüm okullarda, sandıkları canımızı korur gibi korumak zorundayız.

Zira, kendi meşruluğunu hukuk gaspı ile sabote ederek, iktidarının meşruluğunu dine ve tanrıya dayayarak, bize Ortaçağ'ı Bilişim Çağı'nda yaşatmak isteyen "kurnaz" bir zümre ile karşı karşıyayız.

Bugün, adliye koridorlarında savcıları emir eri yapanlar, emir eri yapamadıklarını vuranlar, yarın "Gezi Yıldönümü" bahanesi ile on binleri sokağa dökerek, seçimlerin yapılmasını engellemek de isteyecektir.

İktidarın meşruluk zeminleri, yukarıdaki gibi olmasına rağmen, meşruluk zemininin kaynağı değiştirilebilir değildir ancak stratejik derinliklere kapılmış olanların iç politikadaki bu devlet simülasyonu da derinlikte boğulmaya mahkumdur.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seasider: My First Photography Collection is On OpenSea

Istanbul

Hileleri ile 1 Kasım