Kayıtlar

Ocak, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Greve Selam: Metal İşçisi Grevde!

"İş, Ekmek, ÖZ - GÜR - LÜK!" Dün Gebze tarihi bir gün yaşadı. Türkiye'deki il ve ilçelerin aksine, Gebze yabancı ve yerli sermaye yatırımı ve geliri bakımından, Türkiye'deki tüm illere tek başına kafa tutabilecek tek ilçedir. Gebze Ticaret Odası'nın AKP eliyle kapatılmak istenmesi ve Kocaeli Ticaret Odası'nı bölgede tek hakim kılmak istemesi de, Gebze'nin elindeki bu kozu sıfırlamak isteği ile yakından alakalıdır. Malum, biz Gebze'yiz. Çoğuna göre varoştur adımız. Bizim için adı yurttur 34.5 - 41.5 arası. Bir sanayi şehri olarak, Gebze sessizdir. Geçim sıkıntısı sokaklardan; otobüslere, minibüslerden fabrikalara her yanı sarmıştır. Dün bu şehirde tarihi bir vaka oldu: Doğu, Batı, Kuzey, Her Yön GREV! Bu tarihe şahitlik edenler arasında Türkiye'nin Dünya Ekonomisindeki gururu ve şimdilerde CHP Kocaeli vekili olan Hurşit Güneş, HDP ve ÖDP gibi partilerin liderleri vardı. Sabah, işçilerin "Açlıktan Ölmeyiz, Biz Bu Yoldan Dönme...

Elektronik Kölelik

Hanımlar, Beyler; Çiçekler ve böcekler bu bahar yine insanlara şarkılar, şiirler ve hikayeler yazdıracak lakin gelin bu bahar biz de kendi destanımızı yazalım. Gün geçmiyor ki, yeni bir hurafe ortaya atılmasın ve bu hurafe (Hurafe dediğime bakmayın aslında, CHP'ye dair kehanetler yumağı bunlar) çoğu insanı CHP'ye karşı olumsuz konuşturmaya yetmesin. Günümüz dünyasına dair bir kaç tespitle başlamak istiyorum: -Dünya, uzay teknolojisinde hızla ilerliyor. CERN'den sonra Rosetta yeni icatların kapısını aralıyor. -Bize teğet geçtiği iddia edilen ekonomik kriz, Dünya'yı son 15 yıldır, bence sadece uyarıyor. -Krizin erken olarak çökerttiği ülkeler oldu ve bunu Yunanistan'ın vatandaşları net olarak anladı. Bugünün moda konusu Syriza'ya geçmeden önce, eski tip sol nidaları ile çığlık atanlara da selam vermek isterim. Dünya orak ile çekiç devrinde değil. Çağ bilişim çağı. Üzülerek söylüyorum ki, akıllı telefon tüketiminde dünya sıralamasında ön sıraları...

Eski

Eskidendi. O zaman, ağaçlar, ormanlar, sınırsız çayırlar ve dereler vardı sahnede. Çılgın gibi koştuğum tarlalar, buğday başakları vardı boyumca. Gelincikleri görünce, şarkı söylemek gibi bir huyum vardı sessiz sessiz. Uç uç böcekleri şans getirirdi, mutsuz olsam armut ağacım vardı, mutlu olmaya yeterdi. Çocukken huy edinmiştim herhalde, ne zaman canım sıkılsa, armut ağacının tepesinde alırdım soluğu. Tepedeki çatal biçimli koltuğu benim için hazırlamıştı işte armut. Ne güzel görünürdü her yer armutun tepesinden. Rüzgar dallara şarkı söyletirken, günün devrilen ışığında, ağaçta uyumak ne keyifliydi. Sevdiğim ağaçlar gibi, sevdiğim insanlar da bir bir geçiyor yeryüzünden. Geriye sadece özlemle anılan hayaller kalıyor. Arada bir hatırladıkça o günleri, sadece çok özlüyorum. Beylik laflara gerek yok; yaşlanıyorum, yaslanıyorum.