Kayıtlar

Kasım, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Rosetta & Philae'ye Mutluluklar!

Sevgili Rosetta, Dünyadan 10 yıl ayrı kaldıktan sonra Philae'ye kavuşmana çok sevindim. Lütfen üslubuma gülme. Malum sen giderken de baskıcı, otokratik bir iktidar vardı bizde.  Hala öyle. Gerçi o günlerde bunu fark eden kişiler olarak son derece azdık. Şimdi gözü biraz daha açıldı insanların... Şimdi, burada, 67P desem, Stephan Ulamec desem, yazıyı okumadan tüyecek okurlar. :) Proje detaylarına girsem, zaten otomatik olarak beni darbeci ilan ederler. 12.11.2014 tarihinde gerçekleşen tarihi "kavuşma" anınıza bile, naklen şahitlik edebilmemiz, oldukça zor oldu. Malum bizde bir buçuk yıldır keşfedilmiş bir "penguen medya" atağı var. Gündemimiz onlar sayesinde, kaçak saray - veresiye saray ekseninde akıp, gidiyor. Senin projene ortak olan devletlerse, günlerdir bizimle dalga geçiyor. Kolomb'un Küba'da keşfettiği camii masalını yazan adamı devlet adamı sayan bizlere karikatürler eşliğinde gülüyor. Senin görece itibarlı saydığın devlet artık yok.....

Anlarsan

Tüyap Kitap Fuarı açıldı. Peki bu yıl dikkati çekenler arasında ne var? Uykusuz'un Yeni Türkiye Yayınlarını incelemenizi tavsiye ederim. Benim favorim "Suç ve Reza" Söz Reza'dan açılınca, Yeni Türkiye yayınlarında, rızası ile Reza'nın önüne yatanlara atfen yazılmış kitaplar da yok değil. "Tutuklanamayanlar" bunlardan sadece biri. Tüm bunlardan bahsedince, Recep Bey ve Oğullarını anmadan geçemeyiz. Gabriel Garcia Marquez'den aldığım feyz ile bu koleksiyona, yayına 17 Aralık 2013'te hazırlanan ancak henüz basılmayan "Yeşil Salı"nın ne zaman katılacağını merak etmedim değil. :) Maksim Gorki bu yayın evinin yeni yetme yazarları tarafından kapak düzeyinde çok iyi okunmuş görünüyor. Baba adlı yeni yetme yazar "Gor Ki!" ile rekor satışa koşuyor. Başka kimler mi var? Benim beğendiklerim arasında, Maalouf'un eserlerine benzer, Yandaşın Limanları dikkat çekiyor. Puslu Paralel Atlası ve Kırmızı Kitap, bu yayıne...

Zeytin

Zeytin şükürdür benim için. Zeus heykelinin başındayken ölümsüzlüktür. Zeugma'daki Mars heykelinin elinde, savaşmadan önceki barış teklifidir. Hipokrat'ta şifalı bir merhemdir zeytin. Akdeniz'de bir kültürdür. Mutfağında zeytinyağı olan evler, kardeş ülke gibidir. Zeytin berekettir, mutluluktur, sağlıktır. Afrodit'in güzellik sırrıdır. Kur'an-ı Kerim'de insaoğluna verilmiş cennet nimetidir. Roma Dönemi'nde zeytin kesmenin cezası ölümdür. Tüm bu özelliklerinden dolayı belki, nazlıdır Zeytin. Kolay yetişmez. Benim gibi sızma severler bilirler ki, ağacı eski olan hasatın sızma yağı ilaç sayılır. Anadolu'da bundan mütevellit, zeytin bahçesi, en değerli miras sayılır. Kaliteli bir zeytini, bir zeytin ağacının yetiştirmesi için en az 50 yıl gerekir. "Ektim, 3.5 yıl sonra hasat aldım, çok da güzel yağ" kafası ile zeytin yetişmez. Bunu diyene, zeytini bilen sadece güler. Kışın en soğuk olduğu zamana denk gelir çoğunlukla h...

Ayn'el-Arap ft. Kobani

Hayatınız boyunca zorunluluktan nefret eden kaç kişiyle karşılaştınız bilmiyorum, ancak ben kendimi tarif etsem, zorunluluktan nefret eden kişi olarak tarif ederim. Hayatım boyunca, devlet dairelerinde işlem yapmaktan, ertesi günki sınava çalışmaktan, bir kitabı okumaktan değil de, o anda o kitabı o iş için okumak zorunda olmaktan,bir yerde sevdiğim biri için değil de, zorunda olduğum için olmaktan vs. hiç haz etmem. Tabii dünya benim gibiler için bu bakımdan pek hoş bir alan değil. Seçilmiş ve seçilmemiş rollerin de zorunluluklarını düşünürseniz, tam bir eziyet haline dönüşebiliyor hayat tam da bu nedenle. Neyse. Bereket, dijital çağa yakın bir zaman diliminde doğmuşuz da, zorunluluk hallerinin önemli bir bölümü teknoloji aracılığıyla halledilebiliyor. Buna mukabil, zorunluluk halinin reddini, gerçekliğin reddi olarak anlamamak gerek. Zira, gerçeklikten habersizseniz, düşünsel anlamda da boşluk içinde kalırsınız. En net örnek, tepemizde. Malum. Ayn'el-Arap meselesinin de...

Adam Olmak

İzleyemiyorum. Ermenek faciasının görüntülerindeki ailelerin yüzüne TV'den bile olsa bakamıyorum. Siyasi lider, vekil, şu, bu. Breh breh ünvanların hiç birine sahip değilim. Buna rağmen, insan olarak, bir başka insanı, hele hele anne, babaları evlatlarını umutsuzca beklerken izleyemiyorum. İçim dayanmıyor. Soma maden katliamının ailelerinin, bizim gibi onların da ocakları yandı, başka kimseye bir şey olmadı dediklerini duydum dün. Yer yarılsa da yerin dibine girsem, bunları duymasam dedim kendi kendime. Öyle bir deriyle çevrili ki mevki sahiplerinin yüzü, ne kızarıyor, ne utanıyorlar. Hala utanmadan yalan söylemeyeceğiz, dürüst olacağız diye kamera karşısına geçip, boy gösterip, poz atıyorlar. Ben inançlıyımdır. Lakin öte dünyada bu şahısların rezil olmasını izlemek filan istemiyorum. Bu dünyada yeterince izledik şovlarını, bir de öte dünyada mı bunlara seyirci olalım, cennetimizde huzur bulmak varken? Ancak bu dünyada, dürüst taklidi yapmanın, halkı ahmak yerine koy...

3.5 Atanlara!

Ermenek Maden Faciasında hayatını kaybeden vatandaşlarımızın naaşlarının 11'ine ulaşıldığı ancak basının ve birinci derece akrabalar dışındaki kişilerin bölgeden uzaklaştırıldığı haberleri geliyor. Naaşlara bakınca da utanmayacak mısınız? Sanmıyorum utanacaklarını. Bunun için insanın içinde biraz dürüstlük olması gerekir. Oysa, 90'lar boyunca popülist politika sürekli olarak "işini bilen adamı" sıvazladı. "Benim memmurum işini bilir" ile rüşvet meşrulaştırılırken, yasaların hiçe sayılması ya da onun bunun için bir şöyle bir böyle çevrilmesi normalleştirildi. Emeği geçenlerin büyük bir kısmı hala siyasette koltuk işgal ededursunlar, memleketin götürüldüğü nokta bakımından hiç bir öngörüye sahip değiller. Kimse kusura bakmasın, lakin demokrasinin işlemesinin yolu sandık filan değildir. Demokrasi sadece bilinç ve doğru bilgi ile işler. En basit örnek olarak şunu gösterebilirim, hakkınızı arayabilmeniz için neyin hakkınız olduğunu biliyor olmanız ge...

Liyakat ve 90lar

Cumartesileri severim. Lakin Cumaları daha çok. Çalışıp, yorgunluk atmanın ardından da yavaş bir cumartesi yaşamanın keyfi bir başkadır. Az önce Yılmaz Özdil'in Astronot yazısını okudum. Hani "NASA'mız olsa, il başkanını astronot yapar bunlar" dediği. Siyasetin uzmanlığa karıştığı günden beri tıkır tıkır işleyen kurumların patlayıp, çatladığından dem vuruyor. Özdil'i severim lakin metinde katılmadığım pek çok nokta var. 1. Özelleştirmeler göz ardı edilmiş. Yandaşa yalakalık olsun diye ihale esas ve usullerinin her gün yeniden düzenlendiği yönetmelikler ve kanuna üstün gelen yönetmelik anlayışı AKP döneminin icadıdır. Zira, hukuka giriş dersi alan her öğrenci, yasalar arası üstünlük derecelerinden haberdardır. Uluslararası Anlaşmalar, Anayasa, Yasa, Kanun Hükmünde Kararname, Tüzük, İçtihat, Yönetmelik gibi bir silsile içinde Türk Hukuk Sisteminin bir öncelik sıralaması vardır. Bizler eskiden bu sıralamanın Ulusötesi Anlaşmalar, Anayasa, Uluslararası ...