Bir Leyla ve Mecnun Hikayesi
Bazılarına sürgündür ömür.
Ruhunu bulup bulup kaybetme masalıdır koca karı masallarına konu olan cesaret, aşk ve kahramanlık hikayeleri ile bezenmiş.
Eskidendi, masallar. Şimdi onlar bile yayınevinden çıkmadıkça anlatılmıyor.
Masal kahramanları gibidir işte kimine hayat. Onların omuzlarındaki yük ancak masallara konu olabilir. Yazma çizme değil öyle. Dilden dile anlatılan gerçek masallara çünkü bazı hikayeler, öyle hüzünlüdür ki, dinleyenin anlatmaya dili varmaz. Ondandır belki, anlatıldıklarında unutulacakları için sarhoşlara anlatılması.
Yorgun, yılgın ve vazgeçmiş masal kahramanlarını kim ne yapsın ki zaten?
Masal dediğin haddini bilir, mutlu sonla biter.
Masal dediğin haddini bilir, mitolojik kahramanlardan destek görür.
Oysa biz aynı diyarda mıyız yeryüzünde? Nerede Simurg, nerede Kaf Dağı? Nerede sırça köşkü aşkın?
Bizim köşk Çankaya. Onda da bir Uşaklı-İzmirli bir Selanikli kadının canını elinden yavaş yavaş alır. Yani bizim yakın tarihteki masalları bile aşkın, yalnızlıktır, sürgündür.
Kiminin masalı, kiminin kabusu değil mi? (Ya, evet, çok bilmiş Yin-Yan diyorum. The Good loves The Bad diyorum bir de... Oysa sen, şoka girmiş angut gibi satırlara bakarken, hala anladığını sanıyorsun.)
Öyle öyle. Dünya dediğin masal diyarı değil. Yazarı Fuzuli de olsa, Leyla ve Mecnun artık tarihsel bir masal. Ne var ki, dünyada çok insan boş benzetmeler yapmaya bayılır. Kendini Leyla ve sevdiğini Mecnun sanır. Ya da tersi.
O vakit, bilir misin nicedir bizim Leyla ve Mecnun'un yeryüzü diyarında hali?
Leyla Mecnun'a kavuşamazsa, Leyla da yaşar Mecnun'da. Mecnun gider Aslı'yı alır. Kerem Şirin'e sarar. İşte dünya. Leyla geberse nolur, gebermese nolur aşktan, acıdan?
Romeo ile Juliette öyle değil demeyin hemen bilmiş bilmiş. Gerçekte öldü, ben de öleyim mi der Juliette? Alır eline telefonu, arar 911'i, TR'deyse kendi konsolosluğunu, zira bilir 112'den gelen Ziya, "ölmüş bu" der, bitirir canım romantizmi...
Hadi Romeo kurtuldu diyelim, kurtardı diye Juliette'e mi döner? Hastaneden çıkarken, Juliette'e teşekkür edip, Nalan'a aşık oldum deyip, gitmez mi? Gider.
Yani alem-i cihanda, sürgündür aşka takılıp kalanın hali, ne Leyla olduğuna inandıracak Mecnun bulunur, ne de Kerem'le kalması gereken Aslı Mecnun'a musallat olmaktan vazgeçer.
En güzeli bana sorarsanız, Hürrem ile Süleyman. Moda oldu diye değil. Hürrem'in aşka olan cesareti ve azmi, kölelikten yükseltir onu sultanlığa. Lakin, onun derdi Sultan olmak değil, Süleyman'ın Sultan'ı olmaktır.
Süleyman için ne düşündüğümü sorarsanız, Hürrem kadar cesaretli. Sevdiği kadını köle olmasına bakmadan, Sultan'ı yapar çünkü aşka güvenir Süleyman.
Boşuna ağzınızın suyu akmasın, dünyada düzen tencere kapak misalidir. Ne öyle Süleyman gibidir adam, ne de kadın Hürrem gibidir. Davul bile dengi dengine düzenidir şimdiki an. Denklerin içinde Mecnun; Şirin'i bulursa, Şirin'i, Aslı'yı bulursa Aslı'yı alır. Aman benim de bir Leyla'm vardı, onu alayım diye kasmaz. Velev ki, denkler arasında değil de, başka bir yerde bir Leyla bulsun, işte o vakit Leyla sadece hayalde yaşar.
Gerçekte Leyla'ya ne olduğu çok da önemli değildir zaten masal için. Leyla aşktan ölse ne olur, ölmese ne olur?
O yüzden işte 21. yüzyılın Leylaları, çekip gider Aslı bulmuş Mecnunları görünce hikayelerden.
Ne diyelim, onlar ermiş muradına, biz çıkalım Kerevit Avına!
:)
Ahh İznik, ağlayalım bu aşklara! Belkıs'ın armağanıdır mutsuzluk yeryüzündeki kalan tüm Hüsnlere.
http://www.youtube.com/watch?v=_SBoYajdSFQ
Ruhunu bulup bulup kaybetme masalıdır koca karı masallarına konu olan cesaret, aşk ve kahramanlık hikayeleri ile bezenmiş.
Eskidendi, masallar. Şimdi onlar bile yayınevinden çıkmadıkça anlatılmıyor.
Masal kahramanları gibidir işte kimine hayat. Onların omuzlarındaki yük ancak masallara konu olabilir. Yazma çizme değil öyle. Dilden dile anlatılan gerçek masallara çünkü bazı hikayeler, öyle hüzünlüdür ki, dinleyenin anlatmaya dili varmaz. Ondandır belki, anlatıldıklarında unutulacakları için sarhoşlara anlatılması.
Yorgun, yılgın ve vazgeçmiş masal kahramanlarını kim ne yapsın ki zaten?
Masal dediğin haddini bilir, mutlu sonla biter.
Masal dediğin haddini bilir, mitolojik kahramanlardan destek görür.
Oysa biz aynı diyarda mıyız yeryüzünde? Nerede Simurg, nerede Kaf Dağı? Nerede sırça köşkü aşkın?
Bizim köşk Çankaya. Onda da bir Uşaklı-İzmirli bir Selanikli kadının canını elinden yavaş yavaş alır. Yani bizim yakın tarihteki masalları bile aşkın, yalnızlıktır, sürgündür.
Kiminin masalı, kiminin kabusu değil mi? (Ya, evet, çok bilmiş Yin-Yan diyorum. The Good loves The Bad diyorum bir de... Oysa sen, şoka girmiş angut gibi satırlara bakarken, hala anladığını sanıyorsun.)
Öyle öyle. Dünya dediğin masal diyarı değil. Yazarı Fuzuli de olsa, Leyla ve Mecnun artık tarihsel bir masal. Ne var ki, dünyada çok insan boş benzetmeler yapmaya bayılır. Kendini Leyla ve sevdiğini Mecnun sanır. Ya da tersi.
O vakit, bilir misin nicedir bizim Leyla ve Mecnun'un yeryüzü diyarında hali?
Leyla Mecnun'a kavuşamazsa, Leyla da yaşar Mecnun'da. Mecnun gider Aslı'yı alır. Kerem Şirin'e sarar. İşte dünya. Leyla geberse nolur, gebermese nolur aşktan, acıdan?
Romeo ile Juliette öyle değil demeyin hemen bilmiş bilmiş. Gerçekte öldü, ben de öleyim mi der Juliette? Alır eline telefonu, arar 911'i, TR'deyse kendi konsolosluğunu, zira bilir 112'den gelen Ziya, "ölmüş bu" der, bitirir canım romantizmi...
Hadi Romeo kurtuldu diyelim, kurtardı diye Juliette'e mi döner? Hastaneden çıkarken, Juliette'e teşekkür edip, Nalan'a aşık oldum deyip, gitmez mi? Gider.
Yani alem-i cihanda, sürgündür aşka takılıp kalanın hali, ne Leyla olduğuna inandıracak Mecnun bulunur, ne de Kerem'le kalması gereken Aslı Mecnun'a musallat olmaktan vazgeçer.
En güzeli bana sorarsanız, Hürrem ile Süleyman. Moda oldu diye değil. Hürrem'in aşka olan cesareti ve azmi, kölelikten yükseltir onu sultanlığa. Lakin, onun derdi Sultan olmak değil, Süleyman'ın Sultan'ı olmaktır.
Süleyman için ne düşündüğümü sorarsanız, Hürrem kadar cesaretli. Sevdiği kadını köle olmasına bakmadan, Sultan'ı yapar çünkü aşka güvenir Süleyman.
Boşuna ağzınızın suyu akmasın, dünyada düzen tencere kapak misalidir. Ne öyle Süleyman gibidir adam, ne de kadın Hürrem gibidir. Davul bile dengi dengine düzenidir şimdiki an. Denklerin içinde Mecnun; Şirin'i bulursa, Şirin'i, Aslı'yı bulursa Aslı'yı alır. Aman benim de bir Leyla'm vardı, onu alayım diye kasmaz. Velev ki, denkler arasında değil de, başka bir yerde bir Leyla bulsun, işte o vakit Leyla sadece hayalde yaşar.
Gerçekte Leyla'ya ne olduğu çok da önemli değildir zaten masal için. Leyla aşktan ölse ne olur, ölmese ne olur?
O yüzden işte 21. yüzyılın Leylaları, çekip gider Aslı bulmuş Mecnunları görünce hikayelerden.
Ne diyelim, onlar ermiş muradına, biz çıkalım Kerevit Avına!
:)
Ahh İznik, ağlayalım bu aşklara! Belkıs'ın armağanıdır mutsuzluk yeryüzündeki kalan tüm Hüsnlere.
http://www.youtube.com/watch?v=_SBoYajdSFQ
Yorumlar
Yorum Gönder
Call me. ;)