Telekomünikasyon Oligopolü ve Yeteneksizsiniz
Oligopol deyince, çok enteresan bir şeyden bahsettiğimi sanacak olan, iktisatla alakası olmayan pek çok okurum olabilir.
Hemen belirtmeliyim ki, ornitorenk gibi bir kelime hakkında yazıyor olmayı tercih ederdim. Zira, bu sizin için olduğu kadar en az benim için de çok dahazevkli bir konu.
Mamafih, bu konu süratle ele alınması gereken ve serbest ekonomiye sahip olan ve milli gelirinin "müthiş" yükselişi ile övünen bizden zengin ancak bizden geri yurdum politikacılarının aciliyetle düzeltmesi gereken konulardan biridir.
Telekomünikasyon sektöründe mobil hizmetlerde, Türkiye'de bir oligopol vardır ve bu oligopol Türkiye'deki "Serbest Rekabet Kurumu!"nun ve kendini "Tüketici Hakkı Koruma" amacına vakfeden ancak halkça ne olduğu çok da bilinmeyen Tüketici Derneklerinin aciliyetle ilgilenmesi gereken bir durumdur.
Bilenin bilmeyene anlatması için basitçe anlatmaya başlayalım. Oligopol, bir piyasaya belli sayıda şirketin sahip olma durumudur. O, bu ve onların oğlan önce sektörde şirket sahibi oluyor ve anlaşıyor. Ardından rakip gibi görünerek, tüketiciyi belli bir mal ya da hizmeti, belli bir fiyat aralığında almaya mahkum ediyorular. İşte bu tam anlamıyla bir oligopoldür.
Türkiye'de her şeyin çok bilinmesi gibi, muhakkak ki bu basit açıklama hakkında da ahkam kesecek çok insan ve uzman vardır lakin iş tüketici ve daha genel adıyla halk menfaati olduğunda, bizim o müthiş uzmanlarımız, liberal olarak birer "birey kalkanı" olması gerekecekleri yerde, şirket tellalı olur çıkarlar.
Sosyal medya üzerinden araştırırsanız, çok daha kısa bir şekilde bu oligopolün 2000li yıllardan beri var olduğunu, sadece hamilerinin değişerek, artan bir hak gasbı ile varlıklarına varlık katarken, halk menfaatine olan hizmetlerinin nasıl daraldığını görebilirsiniz.
İlgili sektördeki şirketlerin adlarını açıkça zikrettiğimizde, bize dava açacak şirketler dışında, kurumlar olduğunu da belirtmek isterim. Sistem o kadar "liberal"ki, bu mobil hizmetleri veren kuruluşların, halkı çarpma özgürlüğü her bakımdan korunurken, halkın "uygun fiyata hizmet alma hakkını" korumak için kurulan idari mahkemeler, yok sayılacak güçte. Sorarsanız şirket tellalı uzmanlara, "bireyin özgürlüğü çok önemli yauw!" Varın siz düşünün tüketici olarak o kıymetinizin arta kalanını...
Telekomünikasyon denince, çok abuk bir şeyden bahsediyor olduğumuzu da sanmayın sakın. Mobil cihazlarınız yani, tabletleriniz, telefonlarınız, akıllı telefonlarınız ve normal masaüstü cihazların (PC ve Laptop) kullandığı dar bir bölgesini kast ediyoruz. Zira, internet ve mobil servis kullanımlarınızdan kaynaklanan ödemeler tümüyle bu şirketlere bırakılmış haldedir. Sektörün özellikle mobil cihazlar üzerinde kurulan bir oligopolü var ki, Vırtcell, Dotafon ve Tartvea üçlü sac ayağında, tüketicinin mobil paketlerle, şirketlerce belirlenmiş bir fiyat ağına düşürüldüğü gerçektir.
Öncelikle, bu şirketler, sözleşmelerine koydukları ve tüketiciyi her durumda imzalamak zorunda bıraktıkları maddelerle, kıskaca alıyor. Bu işlem için, ses onayı da yeterli. "Onaylıyor musunuz?" sorusuna "evet" demekle, o tüketici Türkiye'de "köle tüketiciye" çevriliyor.
Misal, bir paketiniz var, kullanım üst limitleriniz belli ve 6 ay boyunca limitinizi en fazla yarısına kadar kullandınız ancak yedinci ayda saçma sapan bir şey oldu (örnek: dinlediğiniz bir internet playlisti mobil veri açıkken, açık kaldı ve uyudunuz, kabusunuz 3 vakte kalmaz, ilk faturada başlar) ve normalde kullanmadığınız o paket limiti, bir anda doluverdi. Siz bakmayın dolunca duran paket, ekstra paket, şöyle paket, böyle paket dediklerine, bir kota aşımı ile öyle saçma sapan internet kullanım fiyatı koyarlar ki sözde verdikleri hizmete, 4GB internet aldığınız fiyata, 400 MB fazladan internet kullanım bedelini zorunlu olarak size satıverirler. Bu arada da, bir aylık faturanız olur iki aylık fatura bedelinizin toplamı. Bir de zaten size bildirmek zorunda oldukları fatura bedelini bildirmeye ekstra sms ücreti alırlar. İşin daha berbat yanı, siz bir paket alırsınız ve o paket dahilindeki kullanımlarınızdan kalan internet kotaları, sonraki aya devretmez. Amcalar, hem paket almanızdan, hem paketi bitirmemiş olmanızdan, hem fazla internet kullanımınızdan, hem de faturanızı size bildirmekten dolayı paralarını sizden çatır çatır alırlar. Daha özel tüketim vergisi, kdvsi ve bilumum über saçma vergi kalemlerini sıralamıyorum bile! İşte tam bu noktada biz, "köle tüketiciler", görüyoruz ki, bize her yandan değen devlet, değmiyor bu çiftliğe!
Bu ülkede telekomünikasyon oligopolü olmasa, bu firmalar hiç bir şekilde, müşterilerine bu fahiş fiyatları uygulayamazlar. Velev ki itiraz ettiniz, onun parası da sizden çıkar. Müşteri hizmetlerini ararsınız ve otomatik olarak fatura size yazar. Şikayet etme hakkınızın elinizden alınmasıdır bu. Hadi şansınız yaver gitti, o sorunu çözmek için karşınıza konulan müşteri temsilcisi arkadaşlara uygulattıkları prosedürler ile zaten zıvanadan çıkarsınız.
Tam bu noktada, işin bir başka yanı ortaya çıkar, çalışanlara şirketler müşteri yoluyla mobbing yaparlar. Uygulanan prosedür, şirketin sorumsuzluğunun bedelini temsilcinin çekmesine neden olur. Haklı müşteri, haksız şirket ve olayla alakası olmayan müşteri temsilcisi. Peki nerede tüketiciyi korumayan bu devlet? Belli ki bu sektörde, çalışan da tümüyle işverenin eline geçmiş vaziyette ve burada da bir denetim yok.
Peki bu üç über kötü mobil iletişim firmasının son ortak özelliği ne?
Paranızı çalan bu firmalar, yüzünüze telefon kapatır. Şikayet çözmeden anladıkları, müşteri temsilcisine aynı lafı söyleterek, süre doldurmaktır. Yani parasını ödeyip kazık yersiniz, parasını ödeyip şikayet edersiniz ama parasıyla değil mi ayol şirket tüzel kişiliği telefonu yüzünüze kapatır. O yüzden, siz siz olun bu Vırtcell, Dotafon ve Tartvea ile iki kere dikkatli konuşun. Parası olana bedavadan verdikleri hizmetlerin parasını sizden alırken, bu çiftliği koruyan adamların da oy verdiklerinizden kimileri olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Dünyanın en pahalı internetini kullanan insanlar olarak, bu oligopol içinde, ne müşteri hizmeti alma hakkımız, ne de tüketici olma hakkımız korunmaktadır ve Serbest Piyasanın Korunması Hakkında Kanun yapan devlet yöneticisi olan A; B, C ve D partilerinin siyasilerinin bu işe el atması gerekir.
Sektöre giriş maliyetinin yüksek tutulması, iletişim kanalları için çıkarılan sertifikaların sınıflanması ve sertifika alımlarına bu firmalar dışında firmaların girememesi, bu sektörün Türkiye'de sektör olarak tekelleştirildiğini, sektör içinde ise oligopolün korunduğunu göstermektedir.
Çok liberalseniz ya da millete hizmete aşıksanız, hadi bu gerçek sorunu çözmek için adım atın da görelim. Yetmez ama evetinizin çığırtkanlığını hadi bir de bu oligopole karşı görelim.
Usulsüz ihalelerle ya da çaktırmadan yapılan şirket satışları ile birilerine para akış kaynağı kılınan bu oligopolle korunan, halkın telefonlarına çöreklenme çetesidir. Bu da bir başka suçtur.
Gereğini bilgilerinize sunduk ama halk yararına olması gereken yeteneklerinizin varlığından duyduğumuz şüpheyle,
Hemen belirtmeliyim ki, ornitorenk gibi bir kelime hakkında yazıyor olmayı tercih ederdim. Zira, bu sizin için olduğu kadar en az benim için de çok dahazevkli bir konu.
Mamafih, bu konu süratle ele alınması gereken ve serbest ekonomiye sahip olan ve milli gelirinin "müthiş" yükselişi ile övünen bizden zengin ancak bizden geri yurdum politikacılarının aciliyetle düzeltmesi gereken konulardan biridir.
Telekomünikasyon sektöründe mobil hizmetlerde, Türkiye'de bir oligopol vardır ve bu oligopol Türkiye'deki "Serbest Rekabet Kurumu!"nun ve kendini "Tüketici Hakkı Koruma" amacına vakfeden ancak halkça ne olduğu çok da bilinmeyen Tüketici Derneklerinin aciliyetle ilgilenmesi gereken bir durumdur.
Bilenin bilmeyene anlatması için basitçe anlatmaya başlayalım. Oligopol, bir piyasaya belli sayıda şirketin sahip olma durumudur. O, bu ve onların oğlan önce sektörde şirket sahibi oluyor ve anlaşıyor. Ardından rakip gibi görünerek, tüketiciyi belli bir mal ya da hizmeti, belli bir fiyat aralığında almaya mahkum ediyorular. İşte bu tam anlamıyla bir oligopoldür.
Türkiye'de her şeyin çok bilinmesi gibi, muhakkak ki bu basit açıklama hakkında da ahkam kesecek çok insan ve uzman vardır lakin iş tüketici ve daha genel adıyla halk menfaati olduğunda, bizim o müthiş uzmanlarımız, liberal olarak birer "birey kalkanı" olması gerekecekleri yerde, şirket tellalı olur çıkarlar.
Sosyal medya üzerinden araştırırsanız, çok daha kısa bir şekilde bu oligopolün 2000li yıllardan beri var olduğunu, sadece hamilerinin değişerek, artan bir hak gasbı ile varlıklarına varlık katarken, halk menfaatine olan hizmetlerinin nasıl daraldığını görebilirsiniz.
İlgili sektördeki şirketlerin adlarını açıkça zikrettiğimizde, bize dava açacak şirketler dışında, kurumlar olduğunu da belirtmek isterim. Sistem o kadar "liberal"ki, bu mobil hizmetleri veren kuruluşların, halkı çarpma özgürlüğü her bakımdan korunurken, halkın "uygun fiyata hizmet alma hakkını" korumak için kurulan idari mahkemeler, yok sayılacak güçte. Sorarsanız şirket tellalı uzmanlara, "bireyin özgürlüğü çok önemli yauw!" Varın siz düşünün tüketici olarak o kıymetinizin arta kalanını...
Telekomünikasyon denince, çok abuk bir şeyden bahsediyor olduğumuzu da sanmayın sakın. Mobil cihazlarınız yani, tabletleriniz, telefonlarınız, akıllı telefonlarınız ve normal masaüstü cihazların (PC ve Laptop) kullandığı dar bir bölgesini kast ediyoruz. Zira, internet ve mobil servis kullanımlarınızdan kaynaklanan ödemeler tümüyle bu şirketlere bırakılmış haldedir. Sektörün özellikle mobil cihazlar üzerinde kurulan bir oligopolü var ki, Vırtcell, Dotafon ve Tartvea üçlü sac ayağında, tüketicinin mobil paketlerle, şirketlerce belirlenmiş bir fiyat ağına düşürüldüğü gerçektir.
Öncelikle, bu şirketler, sözleşmelerine koydukları ve tüketiciyi her durumda imzalamak zorunda bıraktıkları maddelerle, kıskaca alıyor. Bu işlem için, ses onayı da yeterli. "Onaylıyor musunuz?" sorusuna "evet" demekle, o tüketici Türkiye'de "köle tüketiciye" çevriliyor.
Misal, bir paketiniz var, kullanım üst limitleriniz belli ve 6 ay boyunca limitinizi en fazla yarısına kadar kullandınız ancak yedinci ayda saçma sapan bir şey oldu (örnek: dinlediğiniz bir internet playlisti mobil veri açıkken, açık kaldı ve uyudunuz, kabusunuz 3 vakte kalmaz, ilk faturada başlar) ve normalde kullanmadığınız o paket limiti, bir anda doluverdi. Siz bakmayın dolunca duran paket, ekstra paket, şöyle paket, böyle paket dediklerine, bir kota aşımı ile öyle saçma sapan internet kullanım fiyatı koyarlar ki sözde verdikleri hizmete, 4GB internet aldığınız fiyata, 400 MB fazladan internet kullanım bedelini zorunlu olarak size satıverirler. Bu arada da, bir aylık faturanız olur iki aylık fatura bedelinizin toplamı. Bir de zaten size bildirmek zorunda oldukları fatura bedelini bildirmeye ekstra sms ücreti alırlar. İşin daha berbat yanı, siz bir paket alırsınız ve o paket dahilindeki kullanımlarınızdan kalan internet kotaları, sonraki aya devretmez. Amcalar, hem paket almanızdan, hem paketi bitirmemiş olmanızdan, hem fazla internet kullanımınızdan, hem de faturanızı size bildirmekten dolayı paralarını sizden çatır çatır alırlar. Daha özel tüketim vergisi, kdvsi ve bilumum über saçma vergi kalemlerini sıralamıyorum bile! İşte tam bu noktada biz, "köle tüketiciler", görüyoruz ki, bize her yandan değen devlet, değmiyor bu çiftliğe!
Bu ülkede telekomünikasyon oligopolü olmasa, bu firmalar hiç bir şekilde, müşterilerine bu fahiş fiyatları uygulayamazlar. Velev ki itiraz ettiniz, onun parası da sizden çıkar. Müşteri hizmetlerini ararsınız ve otomatik olarak fatura size yazar. Şikayet etme hakkınızın elinizden alınmasıdır bu. Hadi şansınız yaver gitti, o sorunu çözmek için karşınıza konulan müşteri temsilcisi arkadaşlara uygulattıkları prosedürler ile zaten zıvanadan çıkarsınız.
Tam bu noktada, işin bir başka yanı ortaya çıkar, çalışanlara şirketler müşteri yoluyla mobbing yaparlar. Uygulanan prosedür, şirketin sorumsuzluğunun bedelini temsilcinin çekmesine neden olur. Haklı müşteri, haksız şirket ve olayla alakası olmayan müşteri temsilcisi. Peki nerede tüketiciyi korumayan bu devlet? Belli ki bu sektörde, çalışan da tümüyle işverenin eline geçmiş vaziyette ve burada da bir denetim yok.
Peki bu üç über kötü mobil iletişim firmasının son ortak özelliği ne?
Paranızı çalan bu firmalar, yüzünüze telefon kapatır. Şikayet çözmeden anladıkları, müşteri temsilcisine aynı lafı söyleterek, süre doldurmaktır. Yani parasını ödeyip kazık yersiniz, parasını ödeyip şikayet edersiniz ama parasıyla değil mi ayol şirket tüzel kişiliği telefonu yüzünüze kapatır. O yüzden, siz siz olun bu Vırtcell, Dotafon ve Tartvea ile iki kere dikkatli konuşun. Parası olana bedavadan verdikleri hizmetlerin parasını sizden alırken, bu çiftliği koruyan adamların da oy verdiklerinizden kimileri olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Dünyanın en pahalı internetini kullanan insanlar olarak, bu oligopol içinde, ne müşteri hizmeti alma hakkımız, ne de tüketici olma hakkımız korunmaktadır ve Serbest Piyasanın Korunması Hakkında Kanun yapan devlet yöneticisi olan A; B, C ve D partilerinin siyasilerinin bu işe el atması gerekir.
Sektöre giriş maliyetinin yüksek tutulması, iletişim kanalları için çıkarılan sertifikaların sınıflanması ve sertifika alımlarına bu firmalar dışında firmaların girememesi, bu sektörün Türkiye'de sektör olarak tekelleştirildiğini, sektör içinde ise oligopolün korunduğunu göstermektedir.
Çok liberalseniz ya da millete hizmete aşıksanız, hadi bu gerçek sorunu çözmek için adım atın da görelim. Yetmez ama evetinizin çığırtkanlığını hadi bir de bu oligopole karşı görelim.
Usulsüz ihalelerle ya da çaktırmadan yapılan şirket satışları ile birilerine para akış kaynağı kılınan bu oligopolle korunan, halkın telefonlarına çöreklenme çetesidir. Bu da bir başka suçtur.
Gereğini bilgilerinize sunduk ama halk yararına olması gereken yeteneklerinizin varlığından duyduğumuz şüpheyle,
Yorumlar
Yorum Gönder
Call me. ;)