Kayıtlar

Ekim, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Maden Mirası

Türkiye parası olana maden cenneti, olmayana maden cehennemi. Ermenek'teki faciada yanan vatandaşlarımızın görüntülerini zaten biliyorsunuz. Oğlu için hortumları düzenlemeye çalışan annenin görüntüsünü 15 gün içinde unutacaksınız. Bayram yapamayan kadını, iki gün sonra bile anımsamayacaksınız. Bu yazıyı ise okuduktan takriben yarım saat sonra anımsamıyor olacaksınız. Oysa algı kampanyaları ile size ince ince işlenen bakan savunmalarını yıllar sonra bile anımsayacaksınız. Aslında adalet, bu noktadan başlayarak yok. Parası olan bastırıp, hatırladığınızı bile satın alırken, gerçek sorunlar çözülmeden öylece duruyor. Lakin bir fark var, bu sorunlar gün geçtikçe büyüyor ve hepimizi bir uçuruma doğru hızla sürüyor. Bugün maden kazalarında olanları boy boy yazıp, çizen ve poz poz iktidar yalakalığı yapan ulusal basın, Suriye ile gerilen ilişkinin detayları hakkında sus pus. Peşmerge'yi II. Habur Vakası ile güle oynaya Suriye'ye gönderen Türkiye'ye, Esad ateş püs...

Dinleme

Bana verilen en iyi nasihat budur herhalde. Ben sağı solu; önüme geleni dinlemem. Gider kendim araştırırım, öğrenirim. Masal bile olsa, kendin öğrenince başka bir kıymeti oluyor. Bir de arada aktarma işi yaparken, asıl detayları kaçırmanıza sebep olur anlatanlar. Lakin sen yine de, dinlemek istersen; bu sefer sana harika bir 21. yüzyıl hikayesi anlatabilirim. Kimler var dersen başrolde, bizim hinler ile bildiğin devler. Evveli ahirinden çok uzak olmayan bir zamanda, Ortanındoğusu ile Öropa arasında kalan Hinler ülkesinde, bir telekulak skandalı patlamış ki, ne patlamış. Koca ülkenin, koca koca hinleri, gık diyememiş, devler de "adımız dev, dinledik napalım?" demiş. :)) Hadi masala biraz daha yakından bakalım: Olay, Hinlerin ABiDe adındaki  "Büyük Dev" ile ortak bir projede, terörist izleme programı kullanmaları ile başlamış. Öyle yeni filan da değil, taa 12 yıl evveli var hikayenin. Bizim hinler, bu sistemi çok beğeniyor, anlıyorlar ki, bu si...

Yemek

Yüzlerce yeni tarif. Zaman mutfakta nasıl geçiyor anlamıyorum. O kadar sinir bozucu ki her şey, sinirlerim artık dayanmıyor. Madeni su basıyor, insanlar içeride boğularak can veriyor. Bu ölümün bedeli günlük 5 TL. Lafa gelince, maden işçisine 5 TL neden yetmesin diyenler, Cumhuriyet tarihinin en yüksek bütçeleri ile bize beylik taslıyor. Validebağ Korusu'na ille de Cami yapacağız diye tutturanlar, İstanbul'un son orman alanlarını yandaşlarına peşkeş çekmek için dini yine ranta alet ediyorlar. Olan bizlerin çocukluk hayallerine oluyor. Hababam Sınıfımız çalınıyor; ortak duygularımız, ortak bilincimiz temizlenmeye çalışılıyor. İzmir'in rant tacirleri, nikah memurlarının görevlerini ellerinden alıp, 91 yıl önce kurulan Cumhuriyet'in en önemli kazanımını, tek eş ile evlenme hakkını kadınların elinden alacak uygulamaların sinyalini veren tekliflere imza atıyor. Diyorlar ki, nikahı imam kıysın. Kendi nikahından endişesi olanların aklı evvelliklerine, çıt çıkarm...

Düşünce

Nemrut'un gecesine karışır gecem, İbrahim'e su olan ateş neden bana cehennemdir? Görmez mi gözüm ateşin sahibini? Bilmez mi dilim onun dilini? Öfkemi Nemrut'a benzeten yaradılış, gün olur benzer mi Ölüdeniz'e? Yoksa Nemrut'u saran ateş beni de taşa çevirir mi? ---

Bir Leyla ve Mecnun Hikayesi

Bazılarına sürgündür ömür. Ruhunu bulup bulup kaybetme masalıdır koca karı masallarına konu olan cesaret, aşk ve kahramanlık hikayeleri ile bezenmiş. Eskidendi, masallar. Şimdi onlar bile yayınevinden çıkmadıkça anlatılmıyor. Masal kahramanları gibidir işte kimine hayat. Onların omuzlarındaki yük ancak masallara konu olabilir. Yazma çizme değil öyle. Dilden dile anlatılan gerçek masallara çünkü bazı hikayeler, öyle hüzünlüdür ki, dinleyenin anlatmaya dili varmaz. Ondandır belki, anlatıldıklarında unutulacakları için sarhoşlara anlatılması. Yorgun, yılgın ve vazgeçmiş masal kahramanlarını kim ne yapsın ki zaten? Masal dediğin haddini bilir, mutlu sonla biter. Masal dediğin haddini bilir, mitolojik kahramanlardan destek görür. Oysa biz aynı diyarda mıyız yeryüzünde? Nerede Simurg, nerede Kaf Dağı? Nerede sırça köşkü aşkın? Bizim köşk Çankaya. Onda da bir Uşaklı-İzmirli bir Selanikli kadının canını elinden yavaş yavaş alır. Yani bizim yakın tarihteki masalları bile aşkın...