Yaş 35

Erkeklerde hep bir 35 yaş kafasından bahsedilir de, kadınlarda bahsedildiğini duymadım.

Sanıyorum ki, türümün nadir örneği olarak ben de bu bunalımla komşu olmaya hazırlanıyorum. 

Aslında yazmak, her zaman huzur vermiyor. Eskiden bir rahatlama yoluydu benim için. 

Şimdilerde koruma kalkanları ile sürekli çevrili bir alan. Yazarın cesareti sanırım tam da bu kalkanları indirme cesaretinde gizleniyor. İndiremeyen bir ömür "Alo, Batiih!" oluyor.

Politikayı rafa kaldırırsak, bir abimin söylediği lafı anımsıyorum: "40lar daha rahat, kendine bel altı vurmaktan vazgeçip kabul ediyorsun." demişti.

"Kabul etmek" 

İşte benim hayatımda en kavgalı olduğum kelime grubu. Hatalı olduğunu kabul etmekten yana bir sorunum olmadı hiç. Lakin aynı tevazuyu göstermeyene oldum olası "takık" bir halim vardı hep.

Dikte edeni kabul etmekle ise hiç bir zaman barışamadım. 

Zaten cümle içinde bile kabul etmeme hali makulleşiyor. Dikte ile barışır mı insan hiç? Ya teslim olur, ya reddeder. Ortası yoktur ki bu işin. Kabul etmek bir teslim olma hali değil ki hiç, içinde mücadele olmayan teslimiyet mi olur?

İşsiz, güçsüz günler geçe dursun, yaşın 30u geçince, ister istemez bir geri bakma hali hakim oluyor hayatına. 

Bir hocam vardı ortaokulda. Demişti ki, "Öyle bir hayat yaşayın ki, hayatınızda hiç keşkeniz olmasın!"

Kabul etmemek olarak aldım sanırım ben bu lafı hep. O yüzden karşılaştığım her şaşırtıcı ve mutlu edici anda bile kabul etmemeyi seçtim. Sanki, kabul etmek, iyi ya da kötü hep itaat etmek ve boyun eğmekti. Bazen pişman oluyorum, lakin kabul etmeyi hiç öğrenmemiş biri olarak, çok uzun sürmüyor.

Hayata muhalif halimle 35'e bir kaç kala, yolun yarısına varmanın efkarı dışında, hayatta istediğim yerde olamamanın verdiği ağırlıkla, yaşamaya devam ediyorum.

Hırsız onu çaldı, bunu çaldı diye konuşuyoruz ya, bu hırsızlar benim çok zamanımı çaldı. O yüzden hiç bir zaman affetmeyeceğim buna sebep olanları.

Körler ve keller TR siyasetinde birbirini eylerken, sıradan sen ve ben yani biz, çalınan zamanlarımızla, dün de esirmişiz, bugün de öyleyiz ve yarın yine öyle olacak gibiyiz. 

Tanrı yarınlarımızı istediğimiz gibi güzel ve iyi yapma imkanı verir mi yoksa bu fırsatı kendimiz mi kurarız bilmiyorum ama dilerim kurabiliriz. Yoksa, zaten hiç olarak göründüğümüz bu malikler sisteminde, zamanı çalındığı için malik olamayıp, meta olanlar olarak kalakalacağız. 

Adımızı çocuklarımız bile unutacak. 

Bugün mutsuzum.

Napiim? Her gün mü dirençli olmalıyım? ;)

Yorumlar

  1. Bazen kimse senden çalmıyor, sadece öyle ıskalıyorsun işte...

    You are young and life is long and there is time to kill today.
    And then one day you find ten years have got behind you.
    No one told you when to run, you missed the starting gun.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Call me. ;)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seasider: My First Photography Collection is On OpenSea

Istanbul

Hileleri ile 1 Kasım