Kayıtlar

Ağustos, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bence Hüsn-ü Aşk

Bir sabahtı, Aşk'ın sesine göz açtı Hüsn, viranede birbirlerini görmeye saatler vardı.  Aşk "Günaydın Prenses" diye fısıldadı.  Hüsn sandıki, Aşk yanı başındadır, açtıki gözünü; Aşk, sadece sinsi bir fısıltıdır. Aşk ile Hüsn o akşam karşılaşıp, gezerler. Aşk Hüsn'e gerçekten seslenmiş gibidir, uzun uzun bakar ona giderken, gülüşü mü Hüsn'e hediyedir, sesi mi?  Hüsn kalakalır kararsızlığa her düşüşünde kaldığı gibi, bilse ki Aşk, Hüsn'ün hali yangındır, dönüp arkasını gidebilir mi? Çıkmaz mı umman aşacağı Kalb seferine hemen? Aşk'ın her gelişinden evvel, Hüsn bir fısıltıya uyanır. Lakin Munla-ı Cünun'a ne bir kelam eder, ne de derslerine eskisi gibi bakabilir.  Bir Aşk ve bir fısıltı arasında Hüsn günler geceler geçirir. Bazen uzak diyarlardan bir mektup gelir, kısa cevaplarla dolu mektuplara sorular yazamaz olur Hüsn.  Aşk ile gezerek Suhan'ı ziyaret edecekleri günler ne zaman gelecekse, o güne kadar sabretmeye kar...